/ Manşet / The Struggle Kongresi ve Pakistan İzlenimleri – Veli Umut Arslan

The Struggle Kongresi ve Pakistan İzlenimleri – Veli Umut Arslan

on 27 Mart 2022 - 08:12 Kategori: Manşet, V. U. Arslan
Facebooktwitterlinkedin

ISL’nin Pakistan seksiyonu “The Struggle” (Kavga) örgütünün 40.Kongresi vesileyile Pakistan’da 8 gün geçirme şansım oldu. Sıcakkanlı birçok iyi insanla ve değerli yoldaşla tanıştım. Arjantin’den MST liderliği de Lahore’daki kongreye katılarak katkılarını sundu. Böylelikle hem birlikte enternasyonal görevlerimizi yerine getirdik hem de çok önemli deneyimlerle ülkelerimize döndük.  

The Struggle Pakistan’daki en büyük ve en etkin sosyalist yapılanma. Tarihsel liderleri Lal Khan, CIA menşeili Ziya ül Hak darbesi (1977) yüzünden ülkeden ayrılmak zorunda kalan genç bir devrimci olarak Avrupa’da Troçkist fikirlerle tanışır ve 1986’da örgütü The Struggle’ı örgütlemek üzere ülkesine döner. Tarihte bireyin rolüne işaret edecek şekilde Pakistan solunun bütün çehresini zamanla değiştirir. Lal Khan ve yoldaşları büyük emekler harcayarak Pakistan’ın dört bir yanında kök salarlar ve zamanla sayıları binlerle ifade edilen bir noktaya gelirler. 

Lal Khan artık yok, iki yıl önce 64 yaşındayken kanser nedeniyle hayatını kaybetti; ama The Struggle yetiştirdiği kadrolarla mücadelesine devam ediyor. Biz oradayken Lal Khan’ın yazılarından oluşan 3 ciltlik Seçme Eserleri yeni yayınlanmıştı. Liderlerin kaybından sonra mücadelenin kaldığı yerden devam etmesi beklenir, ama bu her zaman kolay olmaz. The Struggle’dan yoldaşlar sertleşen Pakistan koşullarına rağmen mücadeleyi etkin bir şekilde sürdürüyorlar. Pakistan’da bir benzerlerinin daha olmadığının altını çizelim. 

The Struggle geçtiğimiz yıl pandemi yüzünden kongresini düzenleyemedi, ama onun dışında her yıl kongresini gerçekleştiren bir örgüt. Bu yılki kongrede binin üzerinde yoldaş katılım gösterdi. Pakistanlı yoldaşların büyük kısmı gençlerden oluşuyor, diğer taraftan eski tüfek kadrolar da örgüt içinde önemli oranda mevcutlar. Birinci kuşaktan The Struggle üyelerinden bazılarının kendi çocuklarını da örgütlediklerini gördük. Birçoklarıyla dostluklarımızı geliştirmek fırsatımız oldu. 

Pakistan da bizim gibi ekonomik kriz içerisinde, o yüzden Pakistan’ın uzak köşelerinden Lahore’daki kongreye katılmak başlı başına büyük bir külfet. Sokaklarda yoksulluğun ne derecede derin olduğunu görmemek için kör olmak gerekir. Bu şartlar altında The Struggle üyeleri Pakistan’ın en uzak yerlerinden Lahore’a kongreye geldiler. Pakistan Talibanının etkin olduğu Peştun bölgelerinden Keşmir’e, Belucistan’dan güneydeki Sindh bölgesine kadar uzun yolculuklar yapıldı. Pakistan’ın ulaşım altyapısının zayıflığı, ucuz ulaşımın adresi demiryollarının içler acısı halini de tabloya eklemek gerek. 

Diğer taraftan son yıllarda Çin’in Pakistan’daki yatırımları giderek artıyor. Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında Çin Pakistan ile kapsamlı ekonomik işbirliği geliştirmiş. Karayolu projeleri, liman ve serbest bölge inşaatlarının büyüklüğünün 70 milyar doları aştığı belirtiliyor. Projelerin Pakistan’ı Çin imalat ürünlerinin dünyaya taşınması konusunda kilit bir lojistik üssü haline getirmesi hedefleniyor. Bunların dışında iki devletin de ortak düşmanı olan Hindistan başlı başına bir yakınlaşma kaynağı. 

Pakistan’da bir dolu ulusal sorun var. Britanya’nın çizdiği Pakistan sınırları, açık ki “gelecekte yeni sorunlar oluşsun” mantığıyla belirlenmiş. Kuzeyde Keşmir üçe bölünmüş, Afgan sınırı boyunca Peştun bölgesi bir diğer ulusal soruna ev sahipliği yapıyor. Bu bölgede Pakistan istihbaratı ISI ile bağları olan cihatçı bir dizi örgütlenme cirit atıyor. Peştun ulusal damarının daha soldan ve laik attığı daha ilerici unsurlar ağır devlet baskısı altında; binlercesi de Taliban tarafından katledilmiş. The Struggle’ın bu bölgeden çıkardığı milletvekili yoldaşımız Ali Wazir bir yıldır cezaevinde tutuklu bulunuyor. Güneybatıda İran sınırında Belucistan’da da bir başka ulusal sorun mevcut. Beluç ulusalcılığı laik bir içeriğe sahip. Farklı gerilla örgütleri kimi zaman diğer etnik grupları ve sivilleri hedef alacak kadar milliyetçi bir içerikte. Bu bölgede Pakistan devletinin baskısı bir hayli yüksek, kaçırmalar ve faili meçhullere sık sık rastlanıyor. Belucistan başkenti Quetta’da da The Struggle’ın önemli bir gücü mevcut. Pakistan’ın en büyük sanayi ve ticaret kenti Karachi’ye ev sahipliği yapan Sind eyaleti başka bir ulusal bölge. Burada dini kurallar daha esnek ve içki yasağı çok daha gevşek. Kozmopolit Karachi ülke ekonomisinin bel kemiği durumunda. The Struggle’ın işçi sınıfı içerisindeki örgütü PTUDC (Pakistan Trade Union Defence Campaign) başta demir çelik fabrikaları olmak üzere işçi sınıfı içerisinde önemli mevzilere sahip. Kuzeyde Keşmir Hindistan, Pakistan ve Çin arasında üçe bölünmüş. Keşmir bölgesinde The Struggle ve özellikle öğrenci kolu Revolutionary Student Front (RSF)’in önemli güçleri bulunuyor. Lahore’daki kongreye Keşmir’den katılım yüksek orandaydı. Keşmir de bilindiği gibi ulusal sorunun şiddetli biçimde yaşandığı, Pakistan ve Hindistan arasında paylaşılamayan ve yerel halkın iki tarafça da ezildiği bir bölge. 

Pakistan devletini domine eden grup Pencap’tan çıkıyor. Pencaplılar nüfusun %50-60’lık bir kısmını oluşturuyor. Başkent İslamabad ve Lahore rejimin bel kemiği durumunda. Diğer taraftan Pencap da doğu ve batı diye İngilizler tarafından ikiye bölünmüş. Doğu Pencap Hindistan’da kalmış. Pencap dilinin gündelik yaşamda kullanılmasına hoş bakılmıyor. Urdu dili ulusal bir dil olarak yine İngilizler tarafından dayatılmış. Ülkenin ikinci büyük kenti Lahore düşünsel yaşamın ve politik mücadelenin merkezi durumunda. Ziya ül Hak darbesi, Hindistan bölünmesinden önce de kadim bir kültür merkezi olan Lahore’u çok gerilere götürmüş. Yoldaşlar lümpenleşmenin yaygınlığından bahsediyorlar. Diğer taraftan Lahore yıllar içerisinde bir sanayi şehrine de dönüşmüş durumda. 

Britanya emperyalizmi sömürgesi Hindistan’ı bölerek 12 bin yıllık ortak kültürel mirasa çok büyük bir darbe vurmuş. Bugün dahi iki halk da bu bölünmenin acılarını yaşıyor. Yaraların sarılması asla mümkün olmamış. Üstelik Britanya emperyalizminin ektiği dinsel ve etnik düşmanlık tohumları hala zehirli meyvelerini vermeye devam ediyor. İki tarafta da dini kullanan burjuva milliyetçisi ya da dincisi rejimler, yarattıkları düşmanla halkı uyutma ve sömürü düzenini sürdürme derdindeler. Hindistan’da Modi ve Pakistan’da İmran Khan çok benzer politikacılar. İmran Khan’ın RTE’yi örnek aldığı ortada. AKP iktidarının dış politikada izlediği sözde bağımsız ve güçlü çizginin Pakistan devleti tarafından bolca propaganda edildiğini gördük. Türk dizileri dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Pakistan’da da hayli popüler. Özellikle “Diriliş Ertuğrul” Pakistan devletinin güçlendirmeye çalıştığı milliyetçi-dinci hissiyatlar için bolca kullanılmış. Tabi ki sisteme muhalif olanlar anlatılan palavralara gülüp geçiyor ve birlikte konunun dalgasını geçiyoruz.  

Son yıllarda Pakistan’daki devlet baskısı iyice artmış. Zaten ordunun geleneksel olarak domine ettiği Pakistan düzeninde köşeye sıkışan gençlik kendisine dayatılan dinci ya da etnik nefreti kabul etmek istemiyor. Bir yandan yoksulluk diğer yandan sosyal baskılardan bunalan gençliğin Pakistan’ı terk ederek gelişmiş ülkelere göç etmek için can attığı doğrudan göze çarpıyor. İşte bu noktada gençliğin gözünde mücadele perspektifini ve devrimci alternatifleri somutlaması gereken The Struggle’a büyük iş düşüyor. The Struggle zor şartlar altında yeni kuşakları Marksist fikirlerle buluşturmak konusunda başarılara sahip. Eşitsiz bileşik gelişim yasasının bir örneği olarak Pakistan, en köhne ve en bağnaz inançlarla insan gelişiminin geliştirdiği en ileri düşünsel biçimi olan devrimci Marksizmi aynı anda bağrından çıkartabiliyor. Tıpkı yol ve elektriğin bile olmadığı en geri kabile bölgeleriyle nükleer santraller gibi en ileri sanayi biçimlerinin aynı ülkede birlikte var olması gibi. 

Pakistan Batılı gazetecilerin ifadesiyle “failed state” yani başarısız bir devlet. Devlet geleneğinin olduğu İslamabad ve Lahore kısmı dışında temel belediye, asayiş, altyapı, eğitim, sağlık vb hizmetler ya hiç yok ya da çok zayıf. Kadınların toplumdaki konumu çok ama çok geri. Kadınların yarısına yakını okuma yazma bilmiyor. Eğitim sistemi neredeyse tamamen özelleştirilmiş. Devlet okulları çok yetersiz ve çok niteliksiz. Hal böyle olunca yoksul çocuklarının nitelikli eğitim alması imkansız değilse de çok güç. Pakistan’da kast sisteminin halen etkisini sürdürdüğünü belirtmek gerekir. Ve aynı zamanda toplam nüfusun yarısına yakını kırsal kesimde tarımla meşgul durumda. Çok verimli ovalara sahip Pakistan’ın bu verimliliği kullanamadığı çok açık. Son süreçte hayat pahalılığı artmış, gıda enflasyonu iyice yükselmiş. Ama Türkiye’nin son süreçte yaşadığı hayat pahalılığındaki sıçrama gibi yüksek bir tırmanıştan söz etmiyoruz. Bu da AKP yönetiminin başarısı. 

The Struggle, Pakistan’ın bütün bölgelerindeki farklı etnik ve dinsel kökenden emekçileri ve gençleri örgütleyebilme gücüne sahip. Bu haliyle Pakistan’ın umut veren yegane dinamiğinin yüzü sosyalizme dönük gençliği, emekçileri ve bunları örgütlemeye çalışan kardeş örgütümüz The Struggle olduğunu söylemeliyiz. Emperyalist kapitalist sistem Pakistan halkına korkunç yoksunluklar, cehennem zebanisi yobazlar ve etnik-dinsel boğazlaşma dışında bir şey vaat etmiyor. Ne emekçilerin, ne gençlerin ne de kadınların bu sistemde en ufak bir umudu olabilir. Tek umut sosyalizmde, sürekli devrimde, Pakistanlı yoldaşlarımızda. 220 milyonluk Pakistanlı dev uyandığında sadece Pakistan değil, önce tüm Güney Asya ardından tüm dünya sarsılacaktır. 

 

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı