/ Gökçe Şentürk / Yeni Seçim Yasası ve Sosyalistler – Gökçe Şentürk

Yeni Seçim Yasası ve Sosyalistler – Gökçe Şentürk

on 25 Mart 2022 - 00:03 Kategori: Gökçe Şentürk, Gündem
Facebooktwitterlinkedin

Ülke, arkası kesilmeden felaketlere sürükleniyor. Uzun süredir AKP’ye destek veren emekçilerde kopuş hızlanıyor. Yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik hiç olmadığı kadar toplumun geniş kesimlerini sarıyor. Eskinin kalburüstü meslekleri ve statü sahipleri de bundan nasibini alıyor tabi.  Bütün bu ahval içinde dünya ve Türkiye tarihinde örneklerine çok rastladığımız bir olgu, emekçi halkın, ezilenlerin ve gençlerin sosyalist sola akışı, neden gerçekleşmiyor?

Bir defa AKP karşısında en yüksek oyu alan parti olması üzerinden muhalif emekçiler CHP önderliğindeki düzen muhalefetinin ince seçim ayarlarına bağlanmak isteniyor. Her şey pamuk ipliğine bağlı gibi görünüyor. Oysa işyerlerinde onlarca yoksulluk ve sefalet zammı gündemli eylem gerçekleşti, gerçekleşiyor. Elektrik-doğalgaz fatura zamları oluşan büyük öfke karşısında yeni düzenlemeye tabi tutuldu. Zengin yoksul arasındaki uçurum ve iktidarın rezillikleri böylesine gündeme gelmişken düzenden beklentisi olmayan emekçiler ve gençlerin özne olduğu bir mücadele ile bu ülkenin tabandan değişmesi için büyük bir potansiyel var. Bu durum insanlık tarihinde sınıf mücadelesinin motor gücü olurken en çok da böylesi olağanüstü durumlarda cereyan ediyor. Oysa Türkiye’de emekçilerin bugüne örgütsüz gelişi ve sosyalist solun zayıflığı, işçi sınıfından kopukluğu, maddi koşullar el verse de düzen muhalefetinin sınırlarını aşamama sorununu doğuruyor.

AKP ve MHP karşısında 6’lı muhalefet bloğunun oluşması tarihsel bir adım olarak gösterildi. Halkın sorunlarına cevap: güçlendirilmiş parlamenter sistem. Yani şu an Türkiye’de egemen sınıflar AKP karşısında oluşan öfkenin topyekün düzene doğru kaymaması için elinden geleni yapıyor. Ama AKP de yarattığı ucube sistemle elindeki cephaneliğin ne kadar geniş olduğunu, manevra kabiliyeti düşse de bitmediğini yeni seçim yasası örneğiyle de bir kez daha gösterdi. 6’lı bloğun hesapları bir tarafa solun bugüne geldiği nokta önemli dersler barındırıyor.

TİP Örneği

Başta ülkenin bu durumu karşısında emekçiler neden sola akmıyor demiştik. Mesele daha derin aslında. Halk sola akmıyor da değil. Mesela TİP liderleri ve onların söylemleri etrafında bir sempati yarattı. Daha önce de Fatih Maçoğlu örneğinde gördüğümüz gibi emekçiler sosyalist solun halkçı, bağımsız sınıf söylemine hızla yaklaşabiliyor. Hem de sağcı bir emekçi bugün CHP’ye yaklaşırken 40 kere düşünüyorsa sosyalistler yarattıkları hava, zengin yoksul çatışmasının düzen muhalefeti karşısında getirdiği üstünlükle muhafazakar bir emekçiyi saflarına kolayca kazanabilir. Öyleyse bu ülke halkının sola meyletmesi anlamında zannedildiği ya da kastedildiği gibi bir sıkıntı yok demektir. Sorun nerede?

Sorun bugün TİP örneğinde de gördüğümüz gibi; halka kendi bağımsız, enternasyonalist sınıf çizgisinden gitmek, örgütsüzlük meşakkatini aşmak, sınıf içinden devrimci öncü işçiler çıkarmaktansa, Türkiye’de sosyalist solun tarihsel krizine kestirme çözümler aranmasında yatıyor.

Solun ciddi bir kısmı HDP ile yapılacak ittifakla meclise girme derdine düşmüş durumda. TİP de bugüne kadar yarattığı sempatiyi %3 oy ve 20 milletvekili hedefine somutlamıştı. Oysa seçim yasası değişikliği gerçekleşirse bu hedefler boşa düşüyor. Mehmet Ali Aybar’ın TİP’i ilk defa sosyalistlerin meclise girmesi ve orjinalliği ile ilgi yaratmış, özveriyle mücadeleye omuz verecek binlerce genci ve emekçiyi çekmişti. Oysa hedef 1969 seçimlerinde ‘başa güreşmek’ oldu, sokakta mücadele verenlerin hayalleri parlamentoya endekslendi. Egemen sınıflar milli bakiye sistemi ile ilk defa solun meclise girmesinin yarattığı etkiyi görünce çok değil bir sonraki seçimde sistemi değiştirdi. Popülerliğiniz ve varlığınız sokaktaki öncülüğünüze, egemen sınıf karşısında ilerlemenize, alan açmanıza değil de meclisteki vekil sayısına bağlıysa bir yasa değişikliği ile kaideniz kaybolur. Benzer bir durum bugün de yaşanabilir.

Aynısı elbette kendi bağımsız gücüyle, zengin-yoksul çatışmasına dayanmanın getirdiği orjinallikle organik bir büyüme hedefinde olmayan solun bütün kesimleri için geçerlidir. Uzunca bir süredir HDP listelerinden vekillik kapma derdiyle hareket ediliyor. Sosyalistler kendi öz gücüyle, halkta yarattığı sempatiyle, sağından soluna düzen muhalefetinin hiçbir öznesinin sahip olamayacağı patron-zengin karşıtlığı ile büyümedikçe emekçiler içinde öncü özneler yetiştirmedikçe somut bir toplumsal kazanım sağlanmıyor. Bugün verilmesi gereken mücadeleleri geleceğe ertelemeden ve halka güvenerek sınıf mücadelesine yaslanmak gerekiyor.

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı