/ Devrimci Perspektif / Suriye’ye Yeni Operasyon ve Kürtler – V. U. Arslan

Suriye’ye Yeni Operasyon ve Kürtler – V. U. Arslan

on 7 Haziran 2022 - 19:58 Kategori: Devrimci Perspektif, V. U. Arslan
Facebooktwitterlinkedin

Suriye’nin kuzeyine bir operasyon daha yapmak için şartlar bundan daha müsait olamazdı. Rusya Ukrayna’da canını dişine takmış siper savaşlarıyla köy köy ilerlemeye çalışırken bir yandan da ambargolarla boğuşuyor. ABD ise Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye olması için Erdoğan’la pazarlık yapmak ve bir şeyler vermek durumunda. Üstelik Ukrayna Savaşı’nda Türkiye’nin tutumu, tarafı ya da tarafsızlığı savaşan güçler için ayrıca önemli.  

Erdoğan tabi ki bu fırsatı değerlendirmek istiyor. Zira AKP seçmen bazında istikrarlı bir şekilde irtifa kaybederken Suriye’de elde edilecek zaferler en azından kanamayı durdurabilir. Üstelik Suriyeli göçmenler elde edilecek topraklara yerleştirilebilir gibi saçma vaatler seçim malzemesi yapılabilir. Böylelikle AKP Suriyeli göçmenler konusunda sıkışmaktan kurtulabilir.

Ama durum iç politikadaki seçim dengelerinden çok daha fazlasını ilgilendiriyor. Suriye topraklarındaki yeni bir işgalin uzun erimli sonuçları olacaktır. Evvela Rojava’dan geriye kalanlar ağır darbe alacak ve Kürtlerin son ulusal kazanımları da büyük oranda ortadan kaldırılmış olacak. YPG çöllere sürülecek. Nüfusun Türkiye sınırına yakın Kamışlı, Kobani, Menbiç gibi şehirlerde yoğunlaştığı düşünülürse çöllere sürülmenin anlamı daha iyi anlaşılır. Üstelik savaşlar aynı zamanda nüfus yapısının değiştirilmesi anlamına da gelir. Bunun sonuçları Kürtler için yaşamsaldır. Mesele AKP’yi de aşıyor. Erdoğan seçimde gitse bile yerine gelecekler de YPG’ye alan açacak değil, en iyi durumda Suriye politikası Esad lehine değişecektir ki BAAS rejimi de YPG’ye alan bırakmayacaktır. Ama ÖSO hakimiyeti bir çeşit etnik temizlik anlamına geldiğinden Kürtler için durum daha bir aciliyet kazanmaktadır.

Afrin’in TSK operasyonuyla ÖSO’nun eline geçmesinin ardından yöredeki Kürt nüfusu büyük oranda göç etmek zorunda kalmıştı. Şimdi de başta Tel Rıfat ve Menbiç olmak üzere Araplarla Kürtlerin karışık yaşadığı yerlerde benzer durum söz konusu olabilir.

Bunun dışında AKP’nin işgal ettiği bölgelerde kalıcı olmak gibi bir hayali var. AKP’nin İdlib bölgesinden çıkmamak için adeta ÖSO’ya siper olduğunu ve bunun onlarca askerin hayatına mal olan Rus saldırılarına yol açtığını hatırlıyoruz. Neticede TSK’nın baskısı yüzünden Suriye Ordusu Hama-Halep yolunu zar zor açtıktan sonra bir noktada durmak zorunda kalmış ve İdlib’e ilerleyememisti. Üstelik ÖSO bölgelerine TC kamu hizmetlerinin kaydırılması da kalıcı olma çabasının bir başka tezahürü.

Şam yönetimi, topraklarını geri kazanmak için Türkiye’de iktidar değişikliğini bekliyor. Zira, Erdoğan gitmeden İdlib’e yüklenmek pek mümkün değil. İdlib ele geçmeden de diğer bölgelerin temizlenmesi mümkün değil. Şimdilerdeyse durum tam tersi. Operasyona hazırlanan taraf Erdoğan. Ve planlanan bu yeni Suriye operasyonu YPG kadar Şam’ı da endişelendiriyor. Çünkü TSK’nın ilk hedefleri olacak Tel Rıfat, Menbic, Kobani, Ayn İssa ve Tel Timr gibi stratejik noktalarda Suriye Ordusu da mevcut. Fırsatını bulursa Erdoğan’ın Suriye birliklerini de ezmekten kaçınmayacağı ortada. Hem böylelikle fetih harekatı iyiden iyiye gösterişli olacaktır. Askeri dengelere baktığımızda ne YPG’nin ne de Suriye Ordusu’nun TSK operasyonunu püskürtecek gücü var. Operasyonunun piyade ayağını Suriye Milli Ordusu adını kullanan ÖSO oluşturacağından askeri zaiyat konusu da AKP için pek önemli olmayacaktır.

ABD ve Rusya Ne Yapacak?

Peki ABD ve Rusya Erdoğan’a dur diyebilir mi? Geçen yıl Erdoğan Suriye’ye girdik giriyoruz derken Rusya ve çiçeği burnunda Biden yönetimi olası operasyona karşı net tavır almıştı ve planlar iptal olmuştu. Ama bu sefer koşullar bambaşka ve fazlasıyla Erdoğan lehine. Erdoğan da yapmayı planladığı operasyonu ilan ederek kararlılığını gösteriyor. Gizliliğe gerek duymuyor çünkü iş, savaş sahasına kalırsa askeri açıdan çok güçlü olduğunu düşünüyor. Asıl mesele Rusya ve ABD’den onay almak. Bunun için de basınç oluşturması gerekiyor ve bunu yapmak için de gerilimi arttırıyor ve böylelikle pazarlıklarda muhataplarını geri çekilmeye zorlayıp istediğini almak istiyor. 

ABD Kamışlo’nun doğusunda Irak, Suriye, Türkiye üçgeninde Irak-Suriye geçiş bölgesini ve buradaki petrol bölgelerini tutuyor. Bunun dışında Kuzey Suriye’nin diğer bölgelerinden çekilmiş durumda. Tel Rıfat, Menbic, Kobani gibi bölgeler bir anlamda Rusya nüfuz bolgeleri olarak ABD tarafından terk edildi. Ki olası operasyonun ana hedefleri bu bölgeler.

Rusya, Erdoğan’ın hamlesini bir tür fırsatçılık olarak görüp karşı hamleler yapabilir. Sahada Rus uçaklarıyla verilen mesajları şimdiden görmek mümkün. Karşılıklı kozlara baktığımızda Rusya’ya yapılan ambargolar karşısında Türkiye’nin Rusya için bir tür nefes borusu olma durumu var. Ayrıca Rusya’nın karadaki askeri varlığı sembolik düzeyde. Buna karşın TSK yığınağı ve ÖSO varlığı başlı başına bir güç unsuru. Diğer taraftan Rusya sadece turizm kartını bile kullansa Erdoğan’ın canını fazlasıyla yakabilir ki döviz kıtlığı yüzünden ne yapacağını şaşırmış bir AKP’den söz ediyoruz. Diğer taraftan Rusya’nın Suriye’deki ağırlıklarını Ukrayna’ya kaydırmaya hazırlandığı yönünde henüz teyit edilmeyen iddialar da var ki bunların Erdoğan’ı cesaretlendirdiğine şüphe yok.

Bunların dışında Rusya YPG’yi Esad ile anlaşmaya yöneltecektir. Aksi takdirde Afrin senaryosunun gerçekleşeceğini vurgulayacak. Buna göre de Erdoğan ile pazarlıklar şekillenecek. Rusya oyun planını buna göre kurgulayacaktır. ABD ise YPG’yi böyle bir anlaşmaya yanaşmaması için uyaracaktır. Ama ABD’nin, örneğin bir Kobani için, somutta atacağı bir adım da yok. 

Sonuç

Neticede devrimci tavır Suriye’de Kürtlerin ulusal ve demokratik haklarının varlığını savunmaktan ve Suriye’ye yapılan her türlü müdahaleye karşı çıkmaktan çekiyor. Nihai çözümse emperyalist-kapitalizm sınırları içinde olmayacak. Fakirlik içindeki halkların birbirini boğazladığı, farklı farklı emperyalistlerin hayatlarla oynadığı, gücü ele geçirenin karşı tarafa yaşam şansı tanımadığı, etnik ve dinsel savaşların bitmediği, aşırı dinci örgütlerin cirit attığı bu cehennemi bataklıktan sosyalizm olmadan çıkılamaz. Sınırları aşan sosyalist mücadele, emekçilerin birliği ve enternasyonalizm bu karanlıktan çıkışın tek yoludur.

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı