/ Bilim ve Teknoloji / Pandemi ve Teknolojinin Kapitalist Gelişimi – 2: MÜSİAD’ın İzole Çalışma Kampları | Engin Kara

Pandemi ve Teknolojinin Kapitalist Gelişimi – 2: MÜSİAD’ın İzole Çalışma Kampları | Engin Kara

on 27 Mayıs 2020 - 10:31 Kategori: Bilim ve Teknoloji, Engin Kara, Yazarlar
Facebooktwitterlinkedin

En genel anlamıyla teknolojinin kapitalist biçimde gelişimi, sermayenin emek üzerindeki boyunduruğunu artırmaktan başka bir sonuç doğurmuyor. Pandemi sürecinde bu yönde atılan adımlardan biri de MÜSİAD’ın (Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği) 2013’te ortaya attığı, 2018’de inşasına başladığı projeyi “izole üretim üsleri” adı altında pazarlaması oldu.

MÜSİAD, tanıtım broşüründe pandemi sürecine yaklaşımlarını şöyle özetliyor: “Bu kriz bir fırsat olsun!”. Kapitalistlerin pandemi fırsatçılığını bir kez daha ispatlamak üzere yazılabilecek paragraflardan böylece kurtularak yazıya başlayabiliriz.

İki Hedef: Steril Üretim ve Kesintisiz Üretim

Pandeminin ağırlaşması ile birlikte en çok tartıştığımız konulardan biri, sokağa çıkma yasakları vb. uygulamalara rağmen üretime ara verilmemesi, hatta salgının görüldüğü fabrikalarda, işyerlerinde işçilerin baskı yoluyla zorla çalıştırılmaya devam etmeleri oldu. MÜSİAD’ın proje tanıtım broşüründe1, tam da sermayeden bekleneceği üzere işçi sağlığını ya da en azından genel bir kavram olarak insan sağlığını öne çıkaran hiçbir şey yok. Tek dertleri, üretim diye tanımladıkları sermaye birikimlerinin pandemi ya da afet koşullarına rağmen devam ettirilmesi.

MÜSİAD ÜRETİM-YATIRIM ÜSLERİ Projesi KORONA sonrası yeni dünya ekonomik konjonktüründe Türkiye’nin güçlü bir tedarikçi ve transit ülke konumuna yükselmesini hedeflemektedir. Sanitasyon şartlarına uygun, steril ve kontrollü üretim ve yatırım üsleri yabancı firmalar ve yatırımcılar için cazibe merkezi olacaktır.

Steril üretim denilen, işçilerin “dış dünyadaki” enfeksiyonlardan korunması değil, üretilen metaların steril koşullara sahip olması. Bu da, broşürde sıkça vurgulandığı üzere üretim-ticaret kesintisizliğini, yani sermaye birikiminin kesintisizliğini sağlamayı hedefliyor.

Salgın bitse bile bu kez olası yeni salgın ve afetler karşısında üretim ve ticaret sistemini sekteye uğratmadan sürdürülebilir bir sistemin şimdiden planlanması gerekmektedir.

Sadece normal zamanlarda değil, bu tip afet dönemlerinde dışarıya kapıları kapatarak izole bir şekilde üretim ve ticaretin sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlayacak üreticiler ve işgücü için yaşam kalitelerini düşürmeden çalışabilecekleri ortamı hazırlayan her türlü mağaza yer almaktadır.

Öğrenci yurtları ve barınma alanları. Olası pandemi ve afet durumlarında bu alanlar işgücüne de tahsis edilerek karantina kapsamı içindeki vardiya değişimlerine kadar sağlıklı bir şekilde ve üretimden kopmadan işveren ve işçi güvenliğini sağlayacaktır.

İkinci öne çıkan mesele, üretimin ve ticaretin kesintisizliğini sağlamak. Daha önceden de üretim kompleksi olarak tasarlanan projeye, izole üretim üsleri adı verilmesi, pandemiyle birlikte gelişen herhangi bir doğal ya da biyolojik afet durumunda yaşanacak duraksamaların önüne geçme arayışını yansıtıyor.

Burada yine dert edinilen, kuşkusuz işçi sağlığı değil. Covid-19 pandemisi boyunca, işverenlerin, işçi sağlığını hiçe sayarak üretimin, ticaretin kesintisizliğini sağlamak için canla başla nasıl didindiklerini hep beraber gördük. Sağlık birimine ilişkin broşürün ilerleyen sayfalarında, alelacele eklendiğini düşündüğümüz “Eczane, sağlık ocağı hatta tam teşekküllü bir hastane” ifadeleri yer alsa da 7. sayfadaki krokide sağlık hizmet alanına hiç yer verilmemiş olması, bu ifadelerin görüntüyü kurtarmak için konulduğu hissi veriyor. MÜSİAD, sadece Covid gibi pandemi koşullarında değil her türlü afet koşullarında, işçilerin bu “üslere” gerekirse aileleriyle birlikte hapsedilerek üretimin sürdürülmesini hedeflediklerini gösteriyor.

Peki, neden? En saf duygularıyla toplumsal ihtiyaçların karşılanmasındaki kesintisizliği arzuluyor olamazlar mı? MÜSİAD, üssün amacını şöyle özetliyor: “KOBİ’lerimizin çok daha güçlü ve kriz dönemlerinde dayanıklı birer büyük firmaya dönüşmesi”. Yani sermaye birikimini güçlendirmek.

Çin’le Rekabet: Ucuz Emek, Daha Fazla Sömürü

Çin ile ihracat konusunda rekabet edilebilirlik hedefi de broşürün birden çok yerine serpilmiş durumda: Çin’in fiyat kırma politikasına karşı rekabet edebilmek için üretim ölçeğini büyütmemiz gerekiyor. Bunun anlamı, üretim sürecindeki maliyetlerin düşürülmesi.

Mademki üretim ölçeği ve haliyle üretim araçlarına yapılan yatırım büyüyecek, maliyetleri düşürmenin tek yolu emek gücünü ucuzlatabilmek ya da ucuz tutabilmekten, yani ücretlerin artmasını engellemekten geçiyor. Böylece, “yerli ve milli sermaye”nin uluslararası alandaki rekabet gücü, emekçilerin hem mutlak hem de göreli yoksullaşması sayesinde gerçekleştirilecek.

Marx, Kapital’in birinci cildinde, makinelerin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan fabrika biçiminde “işçi organizmasının kendine özgü bileşimi, bir kışla disiplini yaratır; bu disiplin, eksiksiz fabrika rejimine dönüşür” (s.405), diyor. Ve devamında soruyor: “Fourier2, fabrikalar için “koşulları hafifletilmiş çalışma kampları” derken haksız mı?” (s.408).3

Deyim yerindeyse, dünya yansa üretime devam edecek olan izole üretim üsleri, sermayenin, kelimenin hem ekonomik anlamında hem de örgütsel anlamında, daha merkezi hareket edebildiği; işçilerin ise yoğunlaştırılmış bir fabrika rejimine, örgütsüzlüğe ve yoksullaşmaya mahkûm edildiği birer kışla ya da çalışma kampı anlamına gelecek.

Fırsat Bu Fırsat!

Makineleşmenin, genel olarak bugün teknolojinin gelişmesinin en önemli sonuçlarından biri, işçinin makineye karşı bağımlılığını artırmak, bir başka deyişle ölü emeğin canlı emek karşısındaki üstünlüğünü yükseltmek. Ve toplumun üretim araçları, yani ölü emek birikimi üzerinde toplumun küçük bir azınlığının, kapitalistlerin sahip olduğu özel mülkiyet koşullarında teknolojik gelişmelerle birlikte emeğin sermayeye bağımlığı da derinleşiyor.

Bu tabloda, emeğin üretkenliğini artıran her gelişme, işçi ücretleri sabit kaldığı ya da daha doğrusu artmadığı sürece, işçi sınıfının toplam emeğinin ürünlerinin değerinin ücret olarak işçiler ve artı değer olarak kapitalistler arasındaki bölüşümünü, işçi sınıfı aleyhine ve kapitalistler lehine bozuyor.

MÜSİAD’ın izole üretim üsleri, sömürünün artırılması yönündeki eğilimler doğrultusunda, fırsattan istifade ileriye doğru atılmış bir proje olarak karşımızda duruyor.

***

1: https://www.musiad.org.tr/uploads/pdf/musiad-uretim-ve-yatirim-usleri-projesi.pdf

2: Charles Fourier, Fransız ütopyacı sosyalist, 1772-1837.

3: Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi Cilt: I, Karl Marx, Yordam Kitap, 2015

***

Yarın: “Esnek Çalışma: Kimin İçin?”

Pandemi ve Teknolojinin Kapitalist Gelişimi – 1: MESS SAFE

Facebooktwitterlinkedin

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı