/ Emre Güntekin / Cami Provokasyonu Kime Yarıyor?- Emre Güntekin

Cami Provokasyonu Kime Yarıyor?- Emre Güntekin

on 22 Mayıs 2020 - 16:19 Kategori: Emre Güntekin, Yazarlar
Facebooktwitterlinkedin

Koronavirüsü salgını konusunda “normalleşme” beklentilerinin iktidar tarafından pompalandığı son dönemde yoksullaşma ve yoğun işsizlik karşısında  politik alanda gerilimin dozajı artarak sürecek. İktidarın ihtiyaç duyduğu bu ortam yoğun şekilde pompalanıyor:  TV ekranlarında dile getirilen ölüm listeleri, sosyal medya tutuklamaları, HDP’ye yönelik saldırılar,kayyumlar, camilerin minaresinden müzik yayınlanması gibi provokasyonlar yeni dönemde Cumhur İttifakı’nın siyasi kutuplaşmaları artırarak, toplumdaki etnik ve mezhepsel fay hatlarını kaşıyarak içinden geçtiğimiz büyük krizin üzerini örtmeye çalışacağının işaretleridir.

Son günlerde hem sosyal medyada hem de burjuva basında genel gündem yukarıda saydığımız çerçeveye sıkışmış durumda. Hayat pahalılığının milyonlarca emekçi için yaşamı sürdürülemez hale getirmesi, hızla tırmanan işsizlik ve bunun yarattığı sosyal felaket, hemen her gün yüzlerce ürüne getirilen ekstra vergiler, Türk lirasının değer kaybı, iktidarın yıllardır “faiz lobisi” olarak düşmanlaştırdığı finans merkezlerinden borç arayışı, salgından istifade ülkenin doğal alanlarında süren doğa talanı, salgına rağmen canları hiçe sayılarak çalıştırılan emekçiler, çocuk istismarına yönelik söylemler ve daha nice başlık… Bütün bunlar yaratılan suni toz duman altında tartışılamıyor. Tam da iktidarın istediği şekilde!

Yıllardır söylediğimiz gerçek yeniden karşımıza dikiliyor: Erdoğan rejiminin panzehiri emekçilerin sorunlarının gündem haline gelmesi ve bunların tartışılmasıdır. İktidar da bunun farkında ve ne zaman gündem sola doğru yaslanmaya başlasa, ne zaman yoksulların gündemi öne geçecek gibi olsa bunun önüne geçmek için cami-ezan-Kuran-bayrak dörtlüsü üzerine kurulmuş milliyetçi-şoven ve dini tonajı yüksek bir rüzgar forse ediliyor.

Böyle bir ortamda camilerden Çav Bella gibi solun en sembolik eserlerinden birisinin çalınması olsa olsa karanlık bir provokasyon olabilir. Bu provokasyonun akabinde olayı polise haber veren CHP üyesi gözaltına alındı; sosyal medyada paylaşım yapan bir vatandaş tutuklanarak hızlı bir şekilde CHP-AKP ; dindarlar ve saldırganlar gibi klasik bildiğimiz kutuplaşmalar gündeme getirilmiş oldu.

Yıllardır camileri iktidarın propaganda merkezleri haline getirirken sual edilemeyenler, elbette böyle bir durumu yıllarca dillerine dolayacaklardır; tıpkı Gezi’den bu yana aynı yalanları tekrarladıkları gibi. Cemevine polisin biber gazı atarak saldırganca girmesi, kilise kapısının kırılması gibi saldırılara ses çıkarmayanların derdinin dinsel inançlara yönelik hassasiyet olmadığını gayet iyi biliyoruz.  Zaten mesele de hassasiyet falan değil: Kimlikler üzerinden kutuplaşma ikliminin siyasete tekrar tekrar hakim kılınarak AKP’ye hizmet edilmesi.

Bu provokasyonu büyük bir motivasyona dönüştüren Erdoğan’ın amacı da buradan hem emek gündemini tartışılmaz hale getirmek hem de ekonomik krizin salgın koşulları altında derinleşen çelişkilere karşı  gündemi değiştirme ihtiyacı. İlk günden beri belediyelerin yardımları üzerinden bile düşman yaratmaya çalışan iktidar, salgın ve ekonomi konusundaki başarısızlıkları görünür oldukça iç düşman yaratıp dikkatleri dağıtıyor ve emekçilerin bilinçlerini bulandırıyor.

Bir diğer ihtimal de bu işin tam bir aptallık eseri olması. Kendinden menkul bir aklıevvelin böyle bir işe girişmiş olma ihtimali az da olsa var ve bu ihtimal, bu işin provokatif niteliğini değiştirmiyor.  Sonuçları itibariyle bu olay, emekçi düşmanlarına yaramış ve ülke yine bir kutuplaşmanın ve düşmanlık söyleminin içine çekilmiştir.

Türkiye’nin geçmişinde camiye bomba atıldı türü provokatif eylemlerin derin devlet tarafından nasıl kullanıldığını hepimiz biliyoruz. Maraş, Çorum gibi kentlerde Alevilere yönelik katliamların gerçekleştirilmesinde böyle dezenformasyonlar sıkça kullanıldı.

Görünen o ki önümüzdeki dönemde benzeri provokasyonları sıkça göreceğiz. Nitekim iktidarın buna fazlasıyla ihtiyacı var. SEP olarak önümüzdeki süreçte suni kutuplaşmalara ve provokasyonlara karşı emekçileri uyanık olmaya çağırıyoruz.  Gasp edilen emeğimizi ve geleceğimizi yeniden elimize alabilmek için emekçileri sınıf mücadelesi saflarına çağıran bir politik hattı yükseltmek görevimizdir. Türkiye emekçi sınıflarının, ezilenlerin gerçek ihtiyacı da budur!

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı