/ Dünyadan / Enerji Krizi Nereye Çıkacak? – Gökçe Şentürk

Enerji Krizi Nereye Çıkacak? – Gökçe Şentürk

on 23 Eylül 2022 - 09:05 Kategori: Dünyadan, Gökçe Şentürk
Facebooktwitterlinkedin

Atlatılamayan 2008 krizi üzerine gelen küresel salgının ardından Ukrayna-Rusya savaşının dünya ekonomisi üzerindeki etkileri dünya genelinde protesto hareketlerini öne çıkarıyor. Emperyalist kapitalist sistemin merkez ülkelerinde, Avrupa Birliği içinde yaklaşan kış sert geçeceğe benziyor.

NATO ülkelerinin Rusya’ya yönelik uygulamaya koydukları ekonomik-finansal yaptırımlara karşılık Rusya’nın Avrupa’ya verdiği gazı Kuzey Akım hattında % 75’e varacak düzeyde kısmaya başlaması gaz fiyatlarındaki yükselişi hızlandırdı ve krizi derinleştirdi; ülkelerin içinde ve uluslararası düzeyde siyasi çelişkileri derinleştirdi. NATO’nun Ukrayna’da demokrasi, özgürlük ve bağımsızlığı savunduğu yönündeki propagandaya giderek daha az inanılıyor. Nükleer tırmanma tehlikesine rağmen NATO’nun devasa silah sevkiyatlarıyla savaşı körüklemesi tepkiyle karşılanıyor.

AB içinde geçtiğimiz hafta grev ve protesto hareketleri İtalya, Almanya, Avusturya, İngiltere ve Çekya’da gerçekleşirken kış aylarında toplumsal hareketlerin artacağı beklentisi yüksek. Dünya genelinde de Sri Lanka ile başlayan radikal yoksul isyanını; Haiti, Endonezya, Bangladeş, Gana takip ediyor.
Bu noktada bir enerji krizinden bahsetmek gerekiyor. Bu enerji krizi yalnızca doğal gaz ve petrole ilişkin bir kriz değil. Enerji krizi, küresel olmanın yanı sıra gıda, taşıma ve üretim maliyetlerini de artırıyor. İngiltere gibi merkez ülkelerde son 40 yılın en yüksek enflasyon oranları açığa çıkmış durumda. (yüzde 10.1 önümüzdeki altı ay içinde yüzde 18 olması bekleniyor.) Dolayısıyla emekçiler yüksek enflasyon karşısında eriyen ücretler, artan elektrik ve doğalgaz faturaları ve kötüleşen çalışma koşulları karşısında kış gelmeden meydanları doldurmaya başladı bile.

İngiltere’de Ağustos ayında hayat pahalılığına karşı demiryolu işçilerinden liman işçilerine, posta ve iletişim işçilerinden otobüs şoförlerine büyük bir grev dalgası başlamıştı. Temmuz ayında da “Artık Yeter” (Enough is Enough) başlıklı bir kampanya başlatıldı. Ekim ayında yapılacak yeni zamlarla birlikte miting ve protesto dalgası devam edeceğe benziyor. Aldığı yeni önlemlere rağmen Rusya’dan aldığı doğalgaza %35 oranında bağlı olan Almanya’da da Ukrayna’ya verdiği desteği geri çekmesi, Rusya’ya karşı yaptırımları sona erdirmesi ve Kuzey Akım 2’nin faaliyete geçmesini talep eden 2 bin kişinin katıldığı bir miting gerçekleşti. Çekya’da aynı taleplerle sokakları dolduran ve hükümeti eleştiren 70 bin kişilik bir eylem açığa çıktı. Benzer toplumsal tepkileri henüz eyleme geçmemiş Fransa gibi toplumsal hareketlerin güçlü olduğu bir merkezde de gözlemlemek mümkün.

Egemen sınıflar cephesinde artan toplumsal hareketlere karşı önlemler var. İngiltere’de egemen sınıf, gelir gelmez sendika yasasını değiştireceğini söyleyen çakma Thatcher, Liz Truss’u başbakan yaptı. İtalya’da Mussolini hayranı Giorgia Meloni’nin bir sonraki hükümet başkanı olma ihtimali yüksek. Sokaklarda da sınıf merkezli sosyalistlerin yokluğunda sağ popülist liderlerin ve hareketlerin yükselişe geçme ihtimali her zamanki gibi varlığını koruyor. Güçlü sendikaların (o da sınırlı sayıda ülkede) dışında maalesef kitleleri yönlendirebilecek bir örgütlülükle karşılaşmıyoruz.

Diğer yandan uluslararası ölçekte emperyalist kapitalist sistemin krizi büyürken karşılıklı kutuplar arasındaki çelişki de büyümeye devam ediyor. NATO’nun verdiği destekle Ukrayna sahada ilerliyor, Rusya hezimet yaşıyor. Tabi bunun sonucunda da Rusya ve Çin arasındaki ekonomik işbirliği güçleniyor. Bu anlamda AB’nin kalbinde gerçekleşen bu hareketlerin Batı bloğunu Ukrayna’ya verdiği destekten geri çekmeyeceği açık. Tersine enerji bağımlılığını azaltacak yapısal değişikliklere gidecekler.

Emperyalistler arası rekabetin ve savaşın önümüdeki aylarda emekçiler, yoksullar ve gençler üzerinde etkisi artarak devam edecektir. Nükleer savaşın ve dünyanın varlığının tartışıldığı bu günlerde yaşanabilir bir dünya için örgütlü sınıf hareketi ve güçlü sosyalist partilerin inşa edilmesi görevi zaruriyetini bir kez daha gösteriyor.

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı