/ Gündem / Suruç’un Ardından 6 Yıl: Düşler Yarım Kalmayacak! – Demet Koca

Suruç’un Ardından 6 Yıl: Düşler Yarım Kalmayacak! – Demet Koca

on 20 Temmuz 2021 - 05:54 Kategori: Gündem
Facebooktwitterlinkedin

Alnımızda dalgalanan
Bayraklar adına
Bayraklarda yaşayan
Ölümsüzlük adına

Durmak yok bu koşuda
Teslim olmak yok
Ağıt yok dilimizde
Dizlerde titreme yok

Kaç güneş sönerse
sönsün içimizde
Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü
Ya şafak sökerken
Ya güneş yükselirken
Sizin sesiniz olup
Sizi haykıracağız
Biz kazanacağız!
*Adnan Yücel

Her 20 Temmuz günü hepimizin içini acı, hüzün, öfke kaplıyor. Alanlarda, mezarbaşlarında yitirdiğimiz dostlarımızı yoldaşlarımızı anıyoruz. 20 Temmuz bizim için sıradan bir anma, matem günü değil, bizim için hesap sorma ve mücadele etme günüdür. Katledilen dostlarımızı, yoldaşlarımızı, kardeşlerimizi anmaktan ve hesap sormaktan bir gün olsun dahi geri durmayacağız.

6 yıl önce bu ülkenin topraklarında doğrudan AKP’nin desteklediği IŞİD çeteleri tarafından Kobane’ye insani yardım götürmek isteyen sosyalist gençler Suruç’ta bombalarla katledildi.

Bu saldırı, bu katliam SGDF öznelinde Türkiye devrimci gençliğine, ilerici-devrimci birikimine yapılmış bir katliam olarak tarihe geçti.

2015-2016 yılları ülkede korku ikliminin yaratılması, işletilmesi, demokratik haklara saldırı ve darbe girişimi ile ez cümle AKP diktasının güçlenmesinin koşullarını yaratan atmosferin yaratıldığı bir süreç oldu. Sedat Peker, o dönem için “korku iklimi yaratmak gerekiyordu” demişti. Bu saldırılara giden süreç hepimizin bildiği gibi Gezi Direnişi, AKP’nin 2015 seçimlerini kaybetmesi, sokakta toplumsal muhalefetin gösterilmesiyle doğrudan ilgili elbette.

AKP’nin hatta doğrudan Erdoğan’ın, kişisel ve siyasi hırsları onlarca gencin ölmesinden önemli değildi. Daha öncesinde Gezi Direnişi’nde öldürdükleri gençler gibi, Soma Madeni’nde katledilen emekçiler gibi… Siyasi rant ve koltuk kaybetme korkusunu taşıyan Erdoğan ve işbirlikçileri için ancak milliyetçi duyguları arttırarak, nefret ettiği kesimlere yönelik bombalı saldırıları “güvenlik sorunlarını ortadan kaldıracak bir mutlak otorite” propagandası yapmak olacaktı. Nitekim 10 Ekim Ankara Katliamı da bunun bir kanıtı oldu. Kendi koltukları için yapmayacakları bir şey kalmayacağını gösterdiler.

Çok uzak değil, daha bir ay öncesinde yine ülkeyi savaş konseptine sokmaya yeltenen AKP-MHP ittifakı İzmir’de Deniz Poyraz’ın katledilmesi ile yeniden bir deneme sürecine girdi ama hesapları tutmadı. HDP’ ye yapılan saldırılar, kapatma davası gibi saldırılar da yine bu sürecin bir parçası olarak değerlendirilmeli.

2015-2016 sürecinde cihatçı çeteleri kullanan iktidar, kendi hanesine artı olarak yazabilecek her türlü saldırıyı devreye sokabilir. Dikkatli olup alanlarımızı, kurumlarımızı korumalı; akıl ve cesaretle mücadele etmek zorundayız.

Mafya lideri Sedat Peker’in açıklamaları, pandemi nedeniyle derinleşen ekonomik kriz, kadın hareketinin canlılığı, gençliğin ısrarlı mücadeleleri gibi bir çok etmen AKP’ye doğal frenler koyuyor ama bu gerileme tabii ki yeterli değil. AKP-MHP ittifakını geriletebilmek için toplumsal alternatif yaratma kapasitesine sahip bir sosyalist odağa ihtiyaç var. O nedenle hiç vakit kaybetmeden, dünden daha güçlü bir şekilde emekçileri örgütleyerek toplumsal muhalefeti yükseltmek zorundayız. AKP’yi ciddi olarak geriletecek ve devirecek olan yegane güç de budur.

Toplumsal davalarda olduğu gibi Suruç davasında da yıllardır adalet gelmedi. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “öfkeli gençleri”, işbirlikçileri, sorumluları, katliamdan sonra kitleye saldıran polisler ve daha niceleri hiç bir şekilde yargılanmadı. Suruç anmasına katıldı diye yüzlerce insan gözaltına alındı, bazı arkadaşlarımız hala tutuklu. Katilleri yargılamayanlar, Suruç için adalet isteyenleri bugün tutsak ediyor. Adalet talebini yinelemekten vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha belirtmeliyiz.

Mustafa Suphilerden, Denizlere devrimcileri yetiştirme konusunda bereketli, başeğmez bir gelenek var bu topraklarda. Katliamlar, ölümler, darbeler karşısında ısrarlı bir şekilde geleneğini korumaya devam ediyor.
Suruç’ta yitirdiklerimizin düşlerini gerçekleştirmek; emekçilerin, gençlerin, kadınların birleşik mücadelesini büyütmek zorundayız. Suruç şehitlerini anmak, hesap sormak ve bayrağı ileri taşımak için olanca gücümüzle mücadele etmeliyiz.

33 Düş Yolcusu’nun anısına saygıyla!

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı