/ Emekçiden / Mikrofon Emekçilerde – 6 | Trelleborg İşçileri: Yaşasın Sınıf Dayanışması!

Mikrofon Emekçilerde – 6 | Trelleborg İşçileri: Yaşasın Sınıf Dayanışması!

on 20 Aralık 2019 - 08:50 Kategori: Emekçiden
Facebooktwitterlinkedin

Mikrofon Emekçilerde dizimize bu hafta Kocaeli-Gebze’de grevde olan Trelleborg işçileri ile devam ediyoruz. Bu defa mikrofonu, Gebze Organize Sanayi Bölgesindeki (GOSB) Trelleborg Fabrika (2) İşyeri Baş Temsilcisi Dursun Karataş’a uzattık.

Trelleborg işçileri 10 Aralık günü “Dünya Yerinden Oynar, İşçiler Birlik Olsa!” diye haykırarak greve çıkmışlardı. Petrol-İş sendikasına üye işçiler, greve kararlı ve canlı bir şekilde devam ediyor. Sendika tarafından sadece grev gözcüleri ve nöbetçilerin dönüşümlü olarak grev alanında beklemesi kararlaştırılmasına rağmen, gündüz ve gece grev alanında küme küme işçi ziyaretleri eksik olmuyor.

Özellikle MESS işverenleri ile 150 bin işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi süreçleri tıkanan Birleşik Metal-İş üyesi metal işçileri ile Petrol-İş üyesi grevci işçilerle kurduğu bağlar kritik önem taşıyor.

Sosyalist Gündem: Merhaba. Öncelikle elinize sağlık. Sizi tanıyarak başlayalım.

Dursun Karataş: Merhaba, teşekkür ediyorum. Ben Dursun Karataş.

Fabrikamız daha önce Süperlas adı altında işletiliyordu. 2014 yılında Trelleborg tarafından satın alındı. Ben 16 yıldır bu fabrikada çalışıyorum. Şu an İşyeri Baş Temsilcisiyim. Temsilciliğe, işçiler tarafından yapılan demokratik bir seçim ile seçildim.

Süreç nasıl başladı? Trelleborg işçileri greve nasıl karar verdi?

Şu an fabrikada 17. toplu iş sözleşmemizi gerçekleştiriyoruz. Yani 34 yıldır bu fabrikada sendika var.

Bu yılın beşinci ayında başlayan TİS taslak çalışmalarımız sırasında ülke genelinde enflasyon %26 civarındaydı. Biz de bu hayat şartlarına karşı temsilcilik olarak taleplerimizi hazırladık. Taleplerimiz ücretler düzeyinde %50 zam, sosyal haklarda aynı şekilde %30 ve %50’lik zamdan oluşuyordu.

Aradan geçen 5 ayın sonunda, toplu sözleşme görüşmesi kapsamında 9 müzakere yapıldı. Bu süreçte resmi enflasyonun %15’lere, aylık enflasyon rakamlarının %8’lere düşmesi nedeniyle şirket yöneticileri masada kâğıt üzerinde güçlenmiş oldu.

En son geldiğimiz noktada şirket yöneticilerinin bize vermiş olduğu zam önerisi %23 oldu. Bizim sendika olarak son talep ettiğimiz zam oranı ise %37,5.

Bugün rakamlarda görülmeyen ülkenin gerçek enflasyonu karşı maalesef çalışanlar ezilmiş bir durumda bırakılıyor. Hayat mücadelesi gerçekten zor.

Biz örgütlü, sendikalı çalışanlarız. Ama biz bile bu hayat mücadelesinde zorlanır hale geldik. Çünkü bu ülkede bir yıl içinde doğalgaza gelen zam %60, elektriğe zam %55, gıdaya farklı zamanlarda toplamda %100’e varan bir zam söz konusu.

Resmi enflasyon rakamları açıklayan yöneticilerin, artık sokağın gerçek enflasyonunu da açıklamaları lazım ki sermayeye karşı bu ülkenin vatandaşı sermayeye karşı yenik düşürülmesin.

Tek talebimiz bu. Bugün geldiğimiz noktada saatlik ücret ortalamamız 15,64 TL.

Dışarıdan bakıldığında “Sendikalı bir fabrikada çalışıyorlar. %23 zam almışlar. Kabul etmemişler” denilebilir. Ama gerçekten bu %23’lük zam, bugün hayat mücadelesindeki zorluklara karşı gelebilecek bir zam oranı değil. Bugün sokağın enflasyonu %35’in altında değil.

Çocuğu öğrenci olan bir çalışan, bugün aylık 1.000-1.500 TL çocuğuna para yolluyor. Kiralar 1.000 TL’nin altında değil. Gıda tüketiminiz, alışverişinizi sadece pazardan bile yapsanız en kötü şartlarda ayda 400-500 TL’yi geçiyor.

Sermaye sahipleri, bu bacaları bizim sayemizde tüttürüyor!

Bugün örgütlü bir fabrika olmamıza rağmen almış olduğumuz ücretler, hayat mücadelesinde bizi zor durumda bıraktı.

Artık biz bu ülkedeki enflasyon rakamlarının gerçek enflasyonu yansıtmasını istiyoruz. Biz ülkenin çalışanlarının, vatandaşının sermayeye karşı ezdirilmemesini istiyoruz.

Çalışanlar kazanmış olduğu parayı bu ülkede harcayacak. Tutup da Avrupa’ya vs. kaçırmayacak. Bu yüzden çalışanların kazanıp da harcayacağı para bu ülkeye bir zarar değil kalkınma sağlar.

İnşallah toplu sözleşme sürecimiz düzgün şekilde sonuçlanır. Bugün sermaye sahipleri, bu bacaları bizim sayemizde tüttürüyor. Biz varsak bu işletmeler var. Biz varsak burada patronlar var.

İşçi sınıfı ne zaman birlik ve beraberliğini sağlarsa bu sermaye kafa kaldırır.

Biz 9 günlük yevmiyemizi kaybettik ama şirket de sermayesini kaybetti.

Biraz da fabrikayı konuşalım. Kaç işçi çalışıyor?

İki işletmeden oluşuyor. 226 işçi bir işletmede, 98 işçi diğer işletmede toplamda 314 arkadaşımızla çalışan bir fabrikayız.

Bugün işletmede herhangi bir üretim faaliyeti yapılmamakta çünkü tamamımız sendikalıyız. İçeride bir tane bile çalışan yok. Bugün (18 Aralık) 9 gündür grevdeyiz. Evet, biz 9 günlük yevmiyemizi kaybettik ama şirket de sermayesini kaybetti.

Eğer onlar 9 günlük sermayelerini düşünmüyorlarsa biz de 9 günlük yevmiyemizi düşünmeyeceğiz ve bu mücadeleden geri dönmeyeceğiz!

Bir simitin bile maliyetini hesaplıyorlar!

Ücret zammı dışında masada ne gibi talepleriniz var?

Biz bu konuda şunu söyledik: kıdem ortalaması yüksek bir fabrikayız. O yüzden burada çalışanlara değer verdiğini göstermek için 15 yılını dolduran bir çalışana bir haftalık bir ücret ver.

Mesela biz çalışanlar olarak gece vardiyasında artan kahvaltılarımızı sabah vardiyasına gelen arkadaşlarımızla paylaşıyoruz. Bu durumda tabii ki servislerin hepsi aynı dakikada işyerine varmadığı için sonradan gelen arkadaşlarımıza kahvaltı yetmiyor. Dedik ki şirket olarak biraz omuz verin, en azından bir simit verin. Ama maalesef onun bile maliyetinden bahsetmeye başladılar…

İhbar sürelerine ilişkin bir talebimiz oldu. Yasaya göre çalışanın kendi rızasıyla ya da emekliliği dolduğu için işten ayrılması durumunda ihbar tazminatı alınamıyor. Ama şirket yöneticileri zaman zaman bir kısım işçiye ihbar tazminatı ödüyor bir kısmına ödemiyor. Yani ayrımcılık yapıyor. Biz de dedik ki madem bunu veriyorsun herkese ver ya da hiç verme. Bizim talebimiz herkese verilmesi yönünde oldu.

Yakacak yardımı talebimiz de oldu. Bayram ücretleriyle ilgili bir talebimiz oldu. Bayram paralarımız brüt, net değil; üzerinde vergi yükü var. Hepimizin kümülatif vergi matrahı ise aynı değil. Bu yüzden işçiler arasında yılda iki sefer alınan bayram ödemelerinde fark oluşuyor, ayrımcılık oluyor. Örneğin birisi 700 TL birisi 600 TL alıyor. Dedik ki bu bir sosyal haktır, insan ayrımı yapmayın, herkesinkini eşitleyelim.

Özel sağlık sigortası istedik. Şirketimiz buna kesinlikle karşı olduğunu söyledi. Ama maalesef müdürlere, üst yöneticilere özel sağlık sigortası yapan şirket, çalışanlarına bunu yapmıyor. Niye? Çalışanlar emekçi değil mi? Niye ayrım yapıyorsunuz?

Bizim taleplerimiz bu şekilde. Biz tutup da bizi Trelleborg şirketinin kazancına hisse sahibi yapın demedik ki. Bizi patron yapın da demedik. Sadece kazanmış olduğumuz haklarımızı, harcadığımız emeğin karşılığını, rahat bir nefes almak istedik.

Diğer fabrikalardan işçilerin ziyaretlere geldiğini görüyoruz. Destek ve dayanışma süreci ne durumda? Bu grevin GOSB’deki yankıları nasıl oldu?

Gerçekten uzun zamandır sermaye tarafından çalışanlar üzerinde bir baskı kuruluyor. Maalesef yasalarımız çalışanların yanında olan yasalar değil. Bugün baktığımız zaman sadece grevin yasal hakkımız olarak varlığını sürdürebildiğini görüyoruz. Ama buna rağmen bugün fabrikamızın dibinde grevimizin sesini duyuracak hareketler bile yapamıyoruz. Sessiz bir şekilde beklemek dayatılıyor.

Ama şunu söyleyelim. İşçi arkadaşlarımızdan bize gelen destek çok. Sağ olsunlar. Bu sınıf mücadelesi önemli. Sonuçta biz sermayeye karşı ne zaman dik bir duruş sergileyebiliriz? Birleşirsek.

Bugün grevimizin 9. günü. Bugüne kadar Birleşik Metal-İş, Petrol-İş Gebze ve İstanbul şubeleri, Konya şubelerimiz destek ziyaretlerine geldi. Partilerden destekler oluyor.

Bugün AKP’nin ilçe başkanı geldi mesela. Onlara da aynısını söyledik. “Sermayeye karşı bu ülkenin çalışanlarını ezik duruma düşürmeyin, tek talebimiz bu” dedik.

Metal iş kolunda yaklaşık 150 bin işçiyi kapsayan TİS süreci tıkandı. Metal işçileri fabrikalarda eylemlere başladı. Bir yandan da ülke genelinde geçinemediği için, umutsuzluğa kapıldığı için intihar edenlerin haberleri geliyor. Örgütlü mücadelenin de zayıf olduğu bu koşullarda sizin greviniz önemli bir mesaj oluyor. Bunları da göz önüne alırsak, haksızlığa uğrayan ya da umutsuzluğa kapılan işçilere neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de o kadar çok sendikasız çalışan var ki… Gebze sanayi kentidir ama Gebze’de bile örgütsüzlük, sendikasızlık o kadar çok ki…

Bugün biz onlara bir ışık tutacağımızı umut ediyoruz. Birleşik Metal-İş sendikasındaki arkadaşlarımıza da söyledik. Biz bugün işçilere gerçek enflasyon rakamlarını ve taleplerimizi duyuramazsak, onlara ışık tutamayız.

Sınıf bilinci ya da sloganını attığımız “Yaşasın sınıf dayanışması” diyoruz ya. İşte bu sınıf dayanışmasını biz sesimizi çıkartarak duyuracağız.

Sendikasız kitleye de biz sesimizi çıkararak ulaşacağız.

Metal işçilerinin mücadelesi de haklı bir mücadele, onurlu bir mücadele. Sonuçta biz ekmeğimizin mücadelesini veriyoruz. Başka hiçbir şey değil! Sermayeye karşı burada vermiş olduğumuz mücadele, emeğimizin karşılığı mücadelesidir. Metal işçileri de aynen bunları istiyor.

O yüzden biz sendikalı çalışanlar olarak diğer örgütsüz, sendikasız çalışanlara bir nevi ışık olabiliyorsak, sermayenin baskılarını engelleyebiliyorsak ne mutlu bize!

Haklarımızı almadan içeri dönmeyeceğiz!

Son olarak grevin 9. günündeyiz. Patronla bu süreçte bir müzakere yapıldı mı? Bundan sonra siz neler yapmayı planlıyorsunuz?

Genel Müdürlüğü’nün belli bir yere kadar yetkisi vardı. Sonra “artık benden çıktı” diye bir cümle kullandı. Trelleborg, uluslararası bir sermaye olduğu için buradaki yönetim belirli bir noktadan sonra “artık bu süreci ben devam ettirmeyeceğim” dedi.

Burada bazen grev çadırımızın önüne geliyor, hal hatır soruyor. “Bir ihtiyacınız var mı?” diyor. Ama bir yandan da “benim çalışanım bu grevi hak etmiyor” diyor. Peki, senin çalışanın, Trelleborg şirketinin çalışanları bu ücreti hak ediyor mu acaba? Bu soruyu kendisine soruyor mu?

Baktığımız zaman mücadelemiz zor ama kararlıyız. Çünkü biz bu fabrikada ortalama 13 yıl kıdemi olan bir işçi toplamıyız. Onlara da masada en son şunları söyledik. Daha önce 2015 yılında bir grevimiz oldu. Yani Trelleborg şirketi, Süperlas’tan fabrikayı satın aldıktan sonra 3 tane toplu sözleşme sürecine girdi ama maalesef iki tanesi grevle sonuçlandı. Sadece bir tanesi grevsiz bitti.

Eğer bu sefer de bir önceki grevin şartları gibi düşünüyorsanız, kesinlikle düşünmeyin. Çünkü biz çalışanlar artık hayat mücadelesi karşısında ezilmiş durumdayız ve bu haklarımızı almadan kesinlikle içeri girmeyeceğimizi defalarca ifade ettik.

Çalışan arkadaşlarımız şunun inancında ve bilincinde, kesinlikle haklarımızı almadan içeriye dönmeyeceğiz.

Teşekkür ediyoruz. Biz de “Yaşasın Sınıf Dayanışması” diyoruz!

Facebooktwitterlinkedin

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı