/ Dünyadan / Lübnan’da Ateş Sönmüyor!

Lübnan’da Ateş Sönmüyor!

on 28 Nisan 2020 - 18:41 Kategori: Dünyadan, Emre Güntekin

Geçtiğimiz yıl Ortadoğu’da emekçi isyanlarının merkezlerinden biri olan Lübnan’da sular yeniden ısınıyor. Covid-19 salgınına rağmen emekçi halk açlığa ve yoksulluğa karşı sokaklara çıkıyor. Trablus kentinde sokağa çıkma yasağını delen kitleler sokaklara dökülürken, yaşanan çatışmalarda 20 yaşında bir gencin öldüğü belirtiliyor. Protestolara katılanlar açlıktan ya da koronavirüsünden ölmek arasında tercih yapmayacaklarını sıkça dile getiriyor.

Ülkedeki derin ekonomik krizi ve buna bağlı olarak giderek zorlaşan yaşam koşullarını protesto eden kitleler banka şubelerini ateşe verirken, kentte banka şubelerinin geçici olarak kapatılması kararı alındı. Protestoya katılanların en çok öfkelerini çeken konu ise Lübnan lirasının dolar karşısında hızla değer kaybetmesi ve gıda fiyatlarında yaşanan artış. Bu nedenle özellikle Merkez Bankası Başkanı Riyad Salame’nin mali politikaları tepkilerin hedefinde.

Ülkede sokağa çıkma yasağının ilan edildiği günden bu yana birçok kez yasak delindi ve sokaklar eylemlere sahne oldu.

Bugüne kadar uygulanan neoliberal politikalar ülkenin sağlık sistemini tamamen sermayenin tahakkümü altına sokmuş durumda. Ülkedeki hastanelerin % 80’i özel sektörün elinde. Hastanelerde koronavirüs hastalarına maksimum 20 yatak ayrılıyor. Bugüne kadar 717 vakanın tespit edildiği Lübnan’da şimdiye kadar 24 kişi korona virüs nedeniyle yaşamını yitirdi.

Hükümet 15 Mart’ta sokağa çıkma yasağı ilan etmişti. Çalışan nüfusun % 55’inin hizmet sektöründe, geçici ve güvencesiz bir şekilde çalıştığı Lübnan’da bu durum ülkede işsizliğin hızla artmasına ve insanları yoksullukla başbaşa bırakmıştı. Öte yandan ülkedeki gıda kıtlığı had safhada. Lübnan’ın un üretimi büyük oranda ithal buğdaya dayanıyor. 2018-2019 yıllarında 130.000 ton buğday üretimi gerçekleştirilirken, Ukrayna ve Rusya’dan ağırlıklı olmak üzere 1,6 milyon ton buğday ithal edilmişti. Tükenmiş bir dolar rezervi ve buna bağlı olarak gerçekleşen develüasyon ithalatı da vuruyor. Geçtiğimiz Eylül ayında dolar kuru 1 dolar 1.507 Lübnan lirasına eşit olacak şekilde sabitlenmişti. Eylül ayına göre para birimi neredeyse % 50 oranında develüasyona uğramış durumda. Bugün itibariyle 1 doların fiyatının 4.200 Lübnan lirasına yükseldiği belirtiliyor.

Gıda krizine de bir çare olarak Ekonomi Bakanı Ghazi Wazni bu yılın başında Lübnan’ın tahıl, enerji ve ilaç açığını kapatmak amacıyla 5 milyar dolar borç alabileceğini açıklamıştı. Lübnan’da yaşanan kriz uluslararası anlamda da ses getiriyordu ve Dünya Gıda Programı Eylül-Ocak ayları arasında temel gıda ürünlerinlerinde % 35, şeker ve zeytinyağında ise % 47’ye yakın bir enflasyon oluştuğunu açıklamıştı. İnsan Hakları Gözlem Örgütü’nden yapılan açıklamalarda ise kriz nedeniyle nüfusun yarısının yoksulluğun pençesine düşebileceği ve yüksek gıda fiyatlarını karşılayamayacak duruma gelebilecekleri belirtilmişti. Krizin boyutları halktan gelen kitlesel protestolarla ve bireysel tepkilerle de görülebiliyor: Polisin sokağa çıkma yasağı nedeniyle yazdığı cezayı protesto için taksisini yakan bir taksi şoförü, kirasını ödeyemediği için çocuğunu satan işsiz bir inşaat işçisi, polis tarafından getirilen yasak sonrası ürünlerini sokağa döken seyyar satıcı… Bu tarz bireysel tepkiler halihazırda krize karşı bir gözü sokağa dönük olan Lübnanlı emekçilerin mücadelesinin itici gücü haline geldi.

21 Nisan’da arabalarıyla sokağa çıkma yasağını protesto ederek arabalarıyla yollarını tıkayan bir genç Lübnanlıların ruh halini çok iyi özetliyordu: “Korona herşeyi öldürdü fakat bizim politikalarımızın yolsuzluklarını durdurmadı, dolayısıyla bizi de durduramayacak”.

Onlarca yıllık iç savaş, bölünmüş ve istikrarını korumaktan aciz bir siyasal yapı, dibine kadar yolsuzluğa gömülmüş politik elitler, emperyalist saldırılar… Lübnanlı emekçilerin çilesi onlarca yıldır yerli yerinde, ancak egemen sınıflar katında değişen çok az şey var. Yıllar sonra ilk kez emekçiler Sünni, Şii, Maruni demeden birlikte en temel sorunlarının çözümü için omuz omuza geliyorlar ve egemen sınıfların kriz çözme yeteneği yok denecek kadar zayıf. Lübnanlı emekçileri kurtuluşa götürecek olan şey sosyalist bir programdan başkası olmayacak!

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı