/ Devrimci Perspektif / Krizin ve Mücadelenin Derinleşme Yılı: 2022’ye Merhaba – Engin Kara

Krizin ve Mücadelenin Derinleşme Yılı: 2022’ye Merhaba – Engin Kara

on 27 Aralık 2021 - 22:35 Kategori: Devrimci Perspektif, Engin Kara
Facebooktwitterlinkedin

Yeni yılı hızlanan ekonomik kriz eşliğinde karşılıyoruz. On milyonlarca emekçi için geçinmenin çok daha fazla zorlaşacağı ve bir yıkımın eşiğine gelineceği şimdiden aşikâr. Kimi irili ufaklı kapitalistler de, özellikle de rekabette zayıf olanlar, iflas ve yıkımın eşiğine gelebilir. Ama öte yandan ciddi bir kapitalist kesim de bu süreçte sermayelerini büyütme fırsatları yakalayacak, sermaye daha da merkezileşecek. Kısacası toplumsal eşitsizlik uçurumu derinleşecek.

Tüm bu değişkenler, sınıf mücadelesinde de fırsatlar ve olasılıklar yaratıyor. İşçi sınıfı hem patronlara hem de iktidara karşı mücadeleye daha çok yönelecek. Ekonomik yıkımdan payına düşeni alan orta sınıflar da taraflaşmaya daha fazla zorlanacak.

Asgari Ücret Zammı ve Geçim Koşulları

Yılın en son gündemlerinden başta geleni asgari ücret oldu. Dile kolay, kayıtlı işçilerin %35’i, yani 5 milyondan fazla işçi resmi olarak asgari ücretle çalışıyor. Gerçeği daha doğru yansıtan incelemelere göre ise ülkede ücretli çalışanların yarısından fazlası asgari ücret civarında, yani asgari ücret ya da “bir tık üstünde” maaş alıyor. Disk’in araştırmasına göre asgari ücret civarında bir ücrete mahkûm olanların sayısı aşağı yukarı 10 milyon!

Dolayısıyla doğrudan doğruya milyonlarca işçiyi ilgilendiren bir gündemden bahsediyoruz. 16 Aralık günü Erdoğan tarafından yeni yılda asgari ücretin 4.250 TL olacağı açıklandı.

Öncelikle bu rakam, 2021 boyunca yaşanan kayıpları telafi etmese bile geniş örgütsüz işçi kesimleri tarafından -şu an için- memnuniyetle karşılandı. Asgari ücretliler önümüzdeki ay gelir artışı hissini yaşayacak. Fakat asıl öfke, birkaç ay içerisinde bu yetersiz zam da eridiğinde açığa çıkacak. Muhtemelen yılı yarılamadan iktidarın üzerinde yeni bir asgari ücret zammı basıncı oluşacak.

Asıl bomba ise asgari ücretin üzerinde ücret alan nitelikli işgücünde patlayacak. Birçok patron 2021’de 3.500 – 4.500 TL alan işçileri asgari ücret civarına sabitleyecek. Ülke neredeyse baştan aşağı asgari ücretlilerle dolacak. Vasıflı işçilerde ciddi bir gerilimin birikmesi daha yakın olacak.

Son olarak kayıt dışı ve asgari ücretten daha düşük maaşlara çalıştırma ya da işten çıkarma eğilimlerinin artacağını ve buralardan da yeni sınıfsal gerilimlerin doğacağını öngörebiliriz.

Ekonomik Kriz ve Sınıflara Göre Etkileri

Ekonomik krizin hızı günden güne artıyor. Çiçeği burnunda Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, olası bir çöküşte emekçilere “Sen maaş alıyorsun. En fazla neyini kaybedersin?” diye seslenmişti! Eğer bir budala ya da arsız bir kapitalist değilseniz temel yaşamsal ihtiyaçları bile çoğu zaman karşılamaya yetmeyen bir maaşı, sadece bir ay bile alamamanın bir işçi ailesi için yıkım ve iflas anlamına geldiği konusunda şüpheniz yoktur.

Enflasyon, eğer TÜİK’in sahteliklerini değil de pazarın gerçeklerini dikkate alırsak, %50-80 arasında değişiyor. Dövizdeki yükseliş ve üretici fiyatlarındaki daha yüksek enflasyon, yakın geleceğe dair “spoiler” veriyor.

Gelişmeler öncelikle işçi sınıfını yıkıma sürüklüyor. Yoksulluk genel geçer bir hâl alırken, açlık somut bir riske dönüşüyor. Orta sınıflar da yıkımdan payına düşeni alıyor, göreli bir refah yaşamından asgari standartlara doğru sürükleniyor.

Kimi irili ufaklı kapitalistler de elbette yıkıma maruz kalma riskiyle karşı karşıya: rekabet koşullarında en dayanıksız olanlar her an sahip oldukları mülkiyeti, ayakta kalmaya başaranlara kaptırabilir. Öte yandan tüm bu süreçte kârlarını ve sermayelerini büyüterek çıkacak olan, yeni fırsatlar kovalayan kapitalistler de var.

Kısacası 2022, Erdoğan’ın kaptanlığında ekonomik krizin ve emekçi halk üzerindeki yıkıcı sonuçlarının derinleşeceği bir yıl olacak.

Sınıf Mücadelesi: Olasılıklar Güçlü Ama İrade ve Müdahale Şart

Ekonomik krizin kendisiyle birlikte sınıfsal gerilimleri de derinleştirdiğine şüphe yok.

Ama gerilimler otomatik olarak mücadeleye dönüşmeyebiliyor. Dönüşse bile mücadelenin sonuç alıcılığı noktasında neredeyse mutlak zafiyetler açığa çıkıyor.

2022 içerisinde işyeri eylemlerinin, grevlerin, direnişlerin yaygınlaşacağını öngörebiliriz. Öte yandan özellikle örgütlü/sendikalı işçi kesimlerinde bir canlanma da şaşırtıcı olmayacaktır.

Bu kıpırdanmalardan büyük mücadeleler çıkarabilmek ve en önemlisi kazanımlar (sadece ekonomik değil örgütsel ve politik kazanımlar da) elde edebilmek için kadroların mücadeleye hazırlıklı olması şart. Yükselen mücadele de kendi kadrolarını yaratarak bu süreci olgunlaşmasına katkı sağlayacaktır.

Fakat hantal alışkanlıklara gömülmüş yöntemlerle fazla bir yol alınamaz. Sınıf mücadelesindeki fırsatları değerlendirebilmek için irade koymak, gereken hazırlıkları yapmak ve uygun müdahale araçlarını geliştirerek işçi sınıfının giderek genişleyen kesimlerinin güvenini kazanmak zorundayız.

Mücadeleyi Hızlandırmak Ya Da Mücadelenin Hızına Yetişmek

Sınıfsal ve toplumsal gerilimlerin mücadeleye dönüşmesinin olasılıkları artıyor. Bu açıdan baktığımızda bu mücadelenin hızlanması ve 2022’nin mücadele yılına dönüşmesi için irade koymak ve topa girmek zorundayız.

Bir başka açıdan ise gerilimler, çelişkiler hızla derinleşirken, gelişmelere ayak uydurabilmek ve alttan alta mayalanan mücadelenin hızına yetişebilmek de önümüzde duran görevlerden.

Hangi açıdan bakarsanız bakın, bizim de hızlanmamız gerekiyor: Mücadele hazırlıklarımızı hızlandırmak, örgütlü güçlerimizi daha hızlı büyütmek,  emekçi kitlelere nüfuz edecek adımları daha hızlı atmak…

2022’ye girerken oturup düşünmenin ve beklemenin değil, yerinden kalkmanın, evinden çıkmanın, mücadeleyi örgütlemenin zamanı!

Görev başına!

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı