/ Emekçiden / İktidardan Emekçiye Vergi Oyunu

İktidardan Emekçiye Vergi Oyunu

on 28 Aralık 2021 - 19:29 Kategori: Emekçiden, Emre Güntekin
Facebooktwitterlinkedin

Asgari ücrette yapılan artışla birlikte, tüm ücretlilerden asgari ücret tutarı kadar kısma vergi muafiyeti getirilmesi iktidar tarafından emekçilere yapılan önemli bir lütuf olarak pazarlanmıştı.

Alınan karar doğrultusunda asgari ücretlilerden asgari geçim indirimi (AGİ) kaldırılarak gelir ve damga vergisi alınmaması; ücretin biraz üzerinde kalan ücretlerde, net ücretin asgari ücretin altında kalmasını önlemek için asgari geçim indirimiyle desteklenmesi kararlaştırılmıştı. Başlangıçta bu kararın sadece asgari ücretlileri kapsayacak şekilde uygulanacağı dile getirilse de, kamuoyunda yükselen tepkiler sonrası kapsam genişletilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ilerleyen günlerde “Bir müjde de memurlara vermek istiyorum. Asgari ücrette gelir ve damga vergisi muafiyetini genişletmiştik. Memurlarımızı da bu kapsama dahil ederek fiilen aldıkları ücretin artmasını sağlıyoruz.” sözleriyle vergi muafiyetinin kamu emekçilerini de kapsayacak şekilde genişletileceğini duyurmuştu. 

Bilindiği üzere Türkiye’de uygulanan vergi sistemi, milli gelirin bölüşümünde yaşanan eşitsizlikleri derinleştiren bir araca dönüştü. İktidar büyük şirketlerden ve sermayedarlardan tahsil edemediği vergileri, vergi toplamanın en kolay yöntemlerinden biri olarak sabit gelirlilere ve bilhassa tüketimden elde edilen KDV, ÖTV gibi dolaylı yollara yıkarak soruna sermayeden yana bir çözüm geliştirmişti. İstanpol’un yaptığı bir araştırma en fazla gelir vergisine maruz kalan gelir grubunun en zengin ve en fakir yüzde 20’lik gelir diliminde yer alan haneler olduğunu ortaya koyuyor. Ancak en zengin % 20’lik grup çoğunlukla iktidar mekanizmalarıyla kurduğu ilişkiler aracılığıyla vergi “kaçınma”nın imkanlarını yaratabilirken, en fakir % 20’yi oluşturan ücretli kesimin vergisinin doğrudan ücret üzerinden kesilmesi vergiden “kaçınma” imkanını neredeyse tümüyle ortadan kaldırıyor. İstanpol Araştırma’nın raporu incelendiğinde vergi politikasının gelir dağılımı üzerindeki eşitsizliği nasıl derinleştirdiği görülebilir.

Asgari ücretlilere ve diğer ücretlilere getirilen vergi muafiyeti doğal olarak dikkatleri fazlasıyla üzerine çekti. Ancak bu konuda da sevinmek için erken olabilir. İktidar, gelir vergisinden elde ettiği vergi kaybını 25 Aralık’ta yayınlanan kanun ile AGİ’yi kaldırarak telafi ederken; gelinen noktada bu durumun vergi muafiyetinden elde edilecek kazanımı önemli ölçüde törpülediği ortaya çıktı.

Yeni sisteme göre, brüt ücreti asgari ücretin üzerinde kalan ücretlerden alınacak vergi hesaplamasında, brüt asgari ücretten kesilen 700,56 TL SGK primi, 50,04 TL işsizlik sigortası primi ve 4.523,40 TL düşülerek kalan ücret baz alınacaktır. Nı şekilde asgari ücretten kesilen 37,98 TL damga vergisi de söz konusu ücretlerden düşülecektir.

Öte yandan özellikle kamu emekçileri için durum belirsizliğini korumaktadır. Özellikle AGİ’nin kaldırılmasıyla birlikte evli, eşi çalışmayan ve çocuk sahibi emekçilerin vergi muafiyetinden elde edeceği gelirde bekar çalışanlara oranlara büyük dezavantaj meydana gelmektedir. Uygulama geçmiş yıllarda olduğu şekilde sürdürülseydi asgari ücretten 638 TL gelir vergisi, 38 TL damga vergisi olmak üzere 676 TL kesilecekti. Bekâr emekçiye bu tutarın 375 TL’si, eşi çalışmayan 3 çocuklu emekçiye ise 638 TL’si AGİ yoluyla iade edilecekti. Ancak evli, eşi çalışmayan ve çocuklu çalışanlara uygulanan bu pozitif ayrım ortadan kaldırılırken, bu kaybın yerinin doldurulup doldurulmayacağı henüz netleşmiş değil. Aynı durum kamu emekçilerini de kapsamaktadır. Bugüne kadar iktidarla kendi arasında top çeviren Memur-Sen’in hesaplamalarında bile yaşanan kayıp ortaya serilmektedir. 

Öte yandan iktidar çalışanlara bir kazığı da vergi dilimi hesaplamalarında attı. Normal şartlarda ücretlerin gireceği vergi dilimi hesaplarında asgari ücretin brüt tutarı için vergi dilimi % 0 tutularak; kalan kısmın hesaplamalara dahil edilmesi beklenirdi. Ancak brüt ücretlerden brüt asgari ücreti muaf tutmadan yapılan hesaplamalar yoluyla çalışanlar bir üst vergi dilimine daha çabuk girerken, vergi muafiyeti de sınırlandırılmış oluyor. 

Kısacası iktidar ali cengiz oyunlarıyla sağ eliyle uzattığını sol eliyle geri alıyor. Yıllardır eşitsizliği derinleştirenler milyonlarca insanın daha da yoksullaşmasını seyrederken, patronlar sınıfı için ne zaman gerekse kesenin ağzını sonuna kadar açıyor. Ekonomik kriz derinleşirken milyonları yoksullaşmadan koruma adına yapılması gereken artan oranlı servet vergisi getirilmesidir. Patronlara vergi afları getirilmesine son verilmeli, emekçilerin üzerindeki vergi yükü hafifletilmelidir. 

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı