/ Dünyadan / Berlin’de Konut Sorunu ve Kira Artışlarına Çözüm Arayışı Nasıl Sonuçlandı? – Denizhan Eren

Berlin’de Konut Sorunu ve Kira Artışlarına Çözüm Arayışı Nasıl Sonuçlandı? – Denizhan Eren

on 9 Ekim 2021 - 08:39 Kategori: Dünyadan
Facebooktwitterlinkedin

Almanya’nın başkenti Berlin’de kira artışlarına karşı binlerce konutun kamulaştırılması önerisi Eylül ayı sonunda bir referandumla oylanarak Kabul edilmişti. Dev emlak şirketleri tarafından yönetilen ve kiraya verilen yaklaşık 240 bin konutun kamuya devredilmesini öngören referandumda, Berlinlilerin yüzde 56,4’ü lehte oy kullanmıştı.

Referandumun sonucu bağlayıcı değil, yani yerel yönetim bu kararı uygulamak zorunda değil. Ama bu sonuçlarla insanlar hem yerel yönetim hem de dev emlak şirketleri üzerinde baskı oluşturmuş durumda. Peki Berlin’de bu duruma nasıl gelindi? Berlin’deki insanların çoğunluğunun burjuva demokrasisine radikal gelecek olan toplu kamulaştırma eğilimine nasıl ulaştıklarını anlayabilmek için Berlin’de son yıllardaki ekonomik durumu anlamak gerekir.

Berlin’de Konut Sorunu ve Gelir Adaletsizliği

Aslında sorunun arkasındaki en genel neden, diğer ülkelerde olduğu gibi 20. yy sonuna doğru başlayan neoliberal saldırılar. Doğu Almanya ile birleşme sonrasında uzun süre kira fiyatlarının uygun seyrettiği başkent Berlin’de, dönemin hükümetleri 200 bine yakın kamu konutunu elden çıkardı. En büyük tek kalemde satış, eyaletin borcunun rekor seviyede olduğu 2004’te kamuya ait 65 bin konutun satılarak 400 milyon euro gelir elde edilmesiyle oldu. Akabinde özel şirketlerin emlak piyasasına damgasını vurduğu dönem başladı, kira ve konut fiyatlarında hızlı artış yaşandı. 2010’ların ortalarından günümüze kadar  kira fiyatlarının hızlı bir şekilde artması Berlin’in günümüzde konut krizine girmesine sebep oldu.

Avrupa’da en çok zenginin yaşadığı ülke olan Almanya’da, zengin ile yoksul arasındaki uçurum hızla artıyor. Ülkede yoksulluk iki Almanya’nın yeniden birleştiği 1990 yılından bu yana en yüksek seviyeye yükseldi. Hükümetin 2020 yılı rakamlarına göre nüfusun yüzde 15,7’si yoksul ya da yoksulluk sınırında yaşıyor. Covid krizi nedeniyle orta vadede çok sayıda iflas, yoksulluğun önümüzdeki dönemde artacağına işaret ediyor. Yoksulluktan en çok etkilenenler ise tek başına çocuk yetiştirenler, işsizler ve çok çocuklu göçmen aileler. (1)

Berlin’de özellikle son yıllarda kiralardaki hızlı artış nedeniyle kentin birçok bölgesinde ev bulmakta sıkıntı yaşanıyordu. Immowelt sitesinin verilerine göre, Berlin’de 2016 yılından bu yana kira fiyatları yüzde 42 arttı ve böyle bir atış hızı 35 kentin hiçbirinde daha önce yaşanmamış (2). Son on yıla göre ise, kira fiyatları iki katına çıktı.

Ayrıca kent merkezlerinde ev inşa edilebilecek arsaların artık kıt kaynağa dönüşmüş olması inşaat şirketlerine fiyatları artırma olanağını yaratan etkenlerin başında geliyor.  Almanya’da yeterli konut olmamasının en önemli nedeni inşaat arsası sahibi şirketlerin inşaata başlamaması. Çünkü arsaları bekletmek, inşaata başlayıp konutları kiraya vermekten daha karlı. Örneğin 2018’deki bir habere göre Almanya genelinde inşaat şirketlerine verilen 600 bin ruhsat uzun bir süre kullanılmadı. 2018’de Köln merkezli Alman Ekonomi Enstitüsü’nde görev yapan Michael Voigtländer, “Arsa fiyatları her sene yüzde 10 ila 15 arasında artırıyor. Bu nedenle arsa sahipleri de bekleyerek kazanç elde etmeyi tercih ediyorlar” şeklinde konuştu. (3)

Aynı zamanda Almanya Ekonomi Enstitüsü (IW) ile finansal hizmetler veren MLP şirketi tarafından hazırlanan 2021 Öğrenci Barınma Raporu’na göre öğrencilerin oturabileceği evlerin kiraları 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,8 arttı. Üniversite ve yüksek okulların bulunduğu kentlerde öğrenciler 30 metrekarelik bir daire için su ve yakıt dahil ayda ortalama 515 euro, 20 metrekarelik bir oda için ise ayda ortalama 325 kira ödüyor. (Almanya için yoksulluk sınırı, tek başına yaşayan bir kişi için 1074 Euro, 14 yaş altında iki çocuğu bulunan bir çift içinse 2256 Euro olarak kabul ediliyor.)

Berlin’e dışarıdan gelen göç de sorunun daha da ağırlaşmasına sebep oluyor. Sadece 2018’e kadar Berlin’e ortalama her yıl 40 bin kişi yerleşiyordu. Son olarak, hükümet bu sorunu ‘kira frenleri’ gibi geçici ve yüzeysel yöntemlerle çözmeye çalışıyor ve bu konuda da samimi hareket etmiyor.

Örneğin Berlin’de hükümet, 2020’de kiralara üst sınır getirilmesi için bir düzenleme getirdi ama uygulama şikayet üzerine Anayasa Mahkemesi’nden döndü.

Referandum Süreci

Referandum İnisiyatifi (Deutsche Wohnen und Co. enteignen) ilk olarak 2018’de başlatıldı. İnisiyatif, Temmuz 2019’da ilk imza toplama aşaması için gerekli 20.000 imzayı aşarak en az 58.000 geçerli imzayı, Haziran 2021’deki ikinci aşamada ise gerekli 170.000 imzayı aşarak en az 175.000’ini almayı başardı (aslında ikinci aşamada yaklaşık 350.000 kadar imza toplandı ancak yaklaşık 260.000 tanesi kontrol edildi ve yaklaşık 175,000 tanesi geçerli sayıldı. Örneğin Berlin’de yaşayan yetişkinlerin yaklaşık %22’sinin imzası geçersiz sayıldı çünkü 50 yıl veya daha fazla süre Berlin’de yaşayıp vergi ödeseler bile yabancı sayıldılar.).

İnisiyatif öncelikle 3.000’den fazla birimi olan tüm konut şirketlerinin kamu mülküne dönüştürülmesini talep etti. Tam olarak bilinmesede uzmanlar bu talebin toplamda yaklaşık 240.000 daireye denk geldiğini söylüyor.

İnisiyatif talebini Alman anayasasının 15. maddesine dayandırdı: ‘’Toprak ve arazi, doğal kaynaklar ve üretim araçları, toplumsallaştırma amacıyla, tazminatın biçim ve ölçüsünü belirleyen bir yasayla, kolektif mülkiyet veya kamu ekonomisinin diğer şekillerine dönüştürülebilir’’(4) (Bu yasanın daha önce hiç kullanılmadığını belirtelim).

Hristiyan Birlik Partisi, Sosyal Demokrat Parti (SPD), Hür Demokrat Parti (FDP) ve emlak şirketleri konut kamulaştırmasına ilişkin halk oyuna sunulan talebi kesin olarak reddetti. Yeşiller ise bunun son çare olarak görülmesi gerektiğini savundu. Düzenlemeye destek veren tek parti ise Die Linke (Sol Parti) oldu.  Ancak Die Linke’nin de samimiyetsiz olduğunu da söylemek lazım, son 20 yılın çoğunda Berlin’de hükümettelerdi  ve 2000’lerde yaklaşık 200.000 dairenin özelleştirilmesinden, dolayısıyla kiralardaki artışlardan sorumluydular.

Bütün bu tolumsal tepkinin referandum sonuçlarıyla birlikte ciddi bir baskı oluşturduğunu söylemek lazım. Daha referandum sonuçlanmadan, oylamadan bir hafta önce SPD, özel şirketlerden 14.750 daireyi geri almayı kararlaştırdı. Bunlar 15 yıl önce sattıkları dairelerin aynısı. Özel şirketler, binalara mümkün olduğunca az bakım yapmalarına rağmen metrekare başına başlangıçta ödediklerinden 2.000 euro daha pahalıya sattılar (5). Ama bu hamlenin halkın radikalliğini frenlemekte başarılı olamadğını referandum sonucuna bakarak söyleyebiliriz.

SPD, başından beri kamulaştırmaya karşı propaganda yapmış olmasına rağmen referandumda oylamaya sokulan taslağa uygun bir yasa için meclise sunulacak bir tasarı çalışması yapacağını söylerek geri adım atmak zorunda kaldı.

Sonuç

Referandumun özellikle Türkiye gibi konut sorununun ve fiyat artışlarının tavan yaptığı ülkeler için örnek alınmasında fayda var. Zira kendi hallerine bırakıldığında systemin fiyat artışlarını frenlemek ve yoksullar adına konut sorununun çözümü için adım atmak konusunda çok az şey yapacağını söylemek gerekir. Almanya örneğinin yankısı Türkiye’de çok az duyulsa da AB ülkeleri içerisinde etki yarattığını görebiliriz. Örneğin İspanya’nın koalisyon hükümeti geçtiğimiz günlerde, zorlayıcı tedbirler ve vergi teşvikleriyle kiraları kontrol etmek için bir yasa taslağı üzerinde anlaştı. Yeni tasarıya göre fazla sayıda evi olanlar kiraları düşürmeye zorlanabilecek, ülkedeki sosyal konut stoğu arttırılacak, gençlere kira yardımı yapılacak (6).

Elbette Türkiye’de şartlar Almanya ve İspanya’ya göre hem demokratik hem hukuki hem de ekonomik açıdan daha zor olabilir; bire bir aynı toplumsal baskı aygıtlarını uygulayıp aynı sonuçları almak mümkün olmayabilir.   Ancak AKP ve MHP seçmeninin bile yaklaşık %74’ünün ev kiralarına çok yüksek dediği, Türkiye’nin dört bir yanında üniversite öğrencilerinin kiraları protesto ettiği bir ortamda iktidara baskı oluşturmak sanıldığı kadar zor değil. Bu yüzden elimizde kullanabileceğimiz ne araç varsa – kamuoyu baskısını güçlendirmek, emekçilerin ve öğrencilerin dayanışmasını arttırmak ve barınma sorunumuzu çözebilmek için – kullanmak gerekir.

 

Kaynakça

  1. https://www.amerikaninsesi.com/a/milyonerlerden-zengnlerden-daha-fazla-verg-alnsn-cagrisi/5927181.html
  2. https://www.dw.com/tr/berlinde-kira-ve-konut-s%C4%B1k%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1na-y%C3%B6nelik-referandum/a-59314591
  3. https://www.dw.com/tr/almanyan%C4%B1n-b%C3%BCy%C3%BCk-kentlerinde-arsa-k%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1/a-43245929
  4. https://www.btg-bestellservice.de/pdf/80207000.pdf
  5. https://www.leftvoice.org/in-berlin-56-voted-to-expropriate-big-landlords/
  6. https://sendika.org/2021/10/ispanyada-yuksek-kiralara-devlet-mudahalesi-geliyor-633235/
Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı