- Azeri Gazeteci Mammadli’ye Kumpas Davasında 6 Yıl Hapis - Nisan 21, 2026
- Röportaj | “Kıbrıs’ta öfkenin önemli ayaklarından biri iradenin yok sayılması” - Nisan 17, 2026
- Bir Laboratuvar Olarak İran, Bir Mutasyon Olarak İmparatorluk- Nida Kaveh - Nisan 14, 2026
Azerbaycan’da işçi ve insan hakları alanında mücadelede yer alan sol yayınlar yapan Yoldaş Medya’nın kurucusu olan Ahmet Mammadli, yaklaşık bir yıl önce gazetecilik yaptığı sırada gözaltına alındı ve 17 Mart’ta gerçekleşen karar duruşmasında 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mammadli, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hedef alındığını savunarak kararı protesto etti. Mahkemeye getirilirken, ” Yoldaş Medya nedeniyle tutuklandım! Özgür medya susturulamaz!” diye bağırdı.
Rejim Yargısı
Ahmet Mammadli yıllardır Azerbaycan’da önce öğrenci hareketi, sonrasında işçi çalışmalarıyla mücadele eden, D-18 partisinin genel başkanı olmuş az sayıdaki sol muhalif bir isimden biri. Aliyev rejiminin, ülkede siyasi baskı olmadığı görüntüsü vermek ve muhalifleri itibarsızlaştırmak amacıyla uyuşturucu, gasp ve yaralama
gibi uydurma adli suçlamalarla muhalifleri hedef aldığı biliniyor. Mammadli de benzer şekilde “kasten yaralama” iddiasıyla bir yıldır tutuklu.
Sistematik tehdit mesajları alan Mammadli, tutuklanmadan önce muhalif figür Tofig Yagublu’nun 38 günlük açlık grevinin ardından yargılandığı mahkeme binasının önünde çekim yapıyordu. Aynı gün 22.00 civarında gözaltına alındığı bildirilen
Mammadli’nin ailesi, en az iki sivil polis memurunun Mammadli ile aynı takside bulunduğunu ve onu dövmeye başladıklarını ve daha sonra Mammadli’nin plakasız bir araca götürdüğünü, dövüldüğünü ve telefon şifresini vermeyi reddettiğinde elektrik şoku verdiklerini belirtmişti. Hapishanede ise beyzbol sopası ile dövülerek bilincini yitirmesine ve gözünü kaybetmesine neden olabilecek kadar ağır bir işkenceden geçtiğini ilan etmişlerdi.
Mammadli ile aynı gün, gazeteci Ulviyya Ali Guliyeva da “Meydan TV davası” kapsamında “yasadışı finansman” adı altında uydurma bir dosya kullanılarak gözaltına alınmış, işkence görmüş ve tutuklanmıştı. Ulviyya Ali Guliyeva halen hapiste tutuluyor.

Gazeteci, Solcu, Sendikacı
Yıllardır Azerbaycan’da yükselen baskıdan o da yurtdışı yasakları ve gözaltılarla payına düşeni almıştı.
Daha önce yine Ahmet Mammadli ile birlikte kendisini 2023 yılında fesheden D-18 partisinin lider kadrolarından birisi olan Afiaddin Mammadov da “bıçaklı saldırıda bulunmak” iddiası ile tutuklanmıştı. O da aynı şekilde, 2023’ten bu yana süren uzun tutukluluk halinden sonra mahkeme kararıyla 8 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Aynı zamanda Ahmet Mammadli ve Afiaddin Mammadov’un birlikte kurduğu “İşçi Masası” sendikasının öncü üyeleri de Afiaddin Mammadovla birlikte 3’er yıllık hapis cezasına çarptırılmışlardı. İşçi Masası sendikası Azerbaycan’da motosiklet kuryelerini örgütleyerek grevler yapmıştı. Bu olaydan sonra sendikanın üyesi işçiler uydurma bahanelerle gözaltına alınmışlardı.
Karabağ savaşı sırasında da Azerbaycan yönetiminin, Ermeni halkını bölgeden sürmesine ve şovenist savaş politikalarına yönelik bir dizi kamuya açık savaş karşıtı makale yazdıktan kısa bir süre sonra tutuklandı Mammadov gibi Mammadli de kaçırılıp gözaltına alındıktan sonra hapse atılmıştı.
Olayın ardından Mammadli, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ne yüksek lisans için başvurduğunu ve kabul edildiğine dair onay aldığını, ancak daha sonra Azerbaycan makamlarının üniversiteden, Türk büyükelçiliğinden ve diğer kuruluşlardan başvurusunun reddedildiğine dair mektuplar aldığını belirterek AKP’nin de Azeri muhaliflerin bastırılmasında aktif rol oynadığını teşhir etmişti.
Kısa süreli hapis sürecinden sonra Mammadli, 2023’ten beri devam eden gazeteci tutuklamaları dalgasının ardından faaliyetine devam eden son bağımsız medya kuruluşlarından biri olarak tanımlandığı Yoldaş Medya’yı 2025 yılında kurdu ve gazetecilik faaliyetlerine devam etti.
17 Mart 2026 tarihinde gerçekleşen karar duruşmasında Mammadli, hakime değil dinleyicilere dönerek son sözlerini söyledi:
“Cəlilabad rayonunun en ücra köylerinden birinde büyüdüm. Gözümü açtığımdan beri köyümüzde hukukun dışında kalan uygulamalara ve yasa dışılıklara bizzat tanık oldum. Köy halkının sosyal eşitsizliğin kıskacında sıkışmasını yüreğim sızlayarak izledim. Yaşananlara insanların sessiz kalması bende daha da büyük bir öfke yaratıyordu. Köylülerin topraklarının gasp edilmesi, işsizlik ve temel haklarını bilmemeleri onları öyle bir bataklığa sürüklüyordu ki, kendileriyle birlikte ailelerini de sürüklüyorlardı. Bugün medyada gündem olan erken yaşta evlilikler, bizim köyümüzde ve çevre köylerde sıradan bir durumdu.
Üniversitede okuduğum dönemde farklı bölgelerden gelen öğrencilerle iletişim kurdum ve bizim Cəngan köyümüzün, 86,6 bin kilometrekarelik ülkemizin küçültülmüş bir modeli olduğunu anladım. Eğer kolektif bir mücadele olmazsa ne köyümüz düzelir ne de ülkemiz. Benimle aynı düşünen öğrencilerle birlikte örgütlenerek okuduğumuz üniversitelerdeki siyasi ayrımcılığa, rüşvete ve eğitimdeki mankurtlaştırma politikalarına karşı çıktık ve “Tələbə Güc Mərkəzi” adlı öğrenci hareketini kurduk. Bu hareketle paralel olarak, ülkenin siyasi yaşamında aktif rol almak için “Demokratiya 1918 Hərəkatı”na da üye oldum. Öğrenci arkadaşlarımla birlikte öğrencilerin haklarını savunduk, eylemler düzenledik. Elbette bu eylemlerin belli etkileri oluyordu. Ancak sorunların köklü biçimde çözülmesi için sistem değişikliği şarttı. Mücadele arkadaşlarım da benim gibi benzer hikâyelere sahip gençlerdi.
Öğrenci hareketinin faaliyetlerini genişlettikçe üzerimizdeki baskılar da arttı. Üstelik bu baskılar sadece bize değil, ailelerimize de yansıyordu. 2021 yılında babam, benim eylemlere katılmamı engellemek için ilçe polis şubesinde birkaç saat rehin tutuldu; ben ise defalarca işkenceye, baskıya ve tehditlere maruz kaldım. Hatta daha da ileri gidilerek üniversiteden atılmakla tehdit edildim. Siyasi ortam birkaç yıl öncesine kıyasla nispeten farklı olduğu için kamusal ve siyasal faaliyet yürütme imkânları vardı. Bu nedenle öğrencilik hayatım sona erip mezun olduktan sonra siyasi alanda daha aktif oldum ve üyesi olduğum “Demokratiya 1918 Hərəkatı”na 2021 yılında başkan seçildim. Faaliyetlerim öne çıktıkça maruz kaldığım baskıların şiddeti de arttı.
Baskı ve işkenceler artık bir tutuklama dalgasına dönüşmek üzereydi ve öyle de oldu. 2022 yılında Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki askeri çatışmalar sırasında barış çağrısı yaptığım için 30 gün süreyle tutuklandım. …
…Ne soruşturma aşamasında ne de yargılama sürecinde, sahte davanın temelini oluşturan ve “kasten öldürmeye teşebbüs” suçunun aleti olduğu iddia edilen bıçakta dahi parmak izime rastlanmadı. Eğer benim yerimde başka biri olsaydı, dosya daha soruşturma aşamasında kapatılırdı; normal şartlarda mahkemenin böyle bir durumda beraat kararı vermesi gerekir. Ancak ben hâlâ bu koşullarda 10 aydır tutuklu bulunuyorum.
Ayrıca çelişkili tanık ifadeleri söz konusu. Tanık olarak dinlenen iki polis memuru dahi açıkça, “Biz Ahmet Mammadli’nin birini bıçakladığına tanık olmadık” şeklinde ifade verdi. Olay yerine yakın bölgede yaşayan bir tanık ise, evine giderken mahalle sorumlusu tarafından durdurulduğunu ve müfettişin ısrarıyla okumadığı bir ifadeye imza attığını belirtti. Bunun yanı sıra, davayı aydınlatabilecek kamera görüntüleri, “mağdur” olduğu iddia edilen kişinin ameliyat görüntüleri ve suçlamaları çürüten taleplerimiz mahkeme heyeti tarafından dikkate alınmadı.
Bu davanın siyasi bir talimatla yürütüldüğünü görmek için sizce başka bir açıklamaya ihtiyaç var mı? Ya da son altı ayda (tutuklanmadan önce) iktidarı rahatsız eden insan hakları savunuculuğu ve gazetecilik faaliyetlerimin, tutuklanmam için önceden hazırlanmış bir planın parçası olduğunu anlamak için iki göz, iki kulak ve biraz akıl yeterli değil mi?
Son olarak, haksız yere tutuklu bulunduğum bu süreçte beni destekleyen herkese teşekkür ediyorum.
HER ŞEY BİR GÜN İYİ OLACAK… AMA HER ŞEY TAMAMEN KÖTÜLEŞTİKTEN SONRA.”
Bağımsız Gazeteciler Hedefte
2023-2025 yılları arasında Azerbaycan’daki tüm muhalif medya araçlarının ve kanallarının tasfiye edilmesi kampanyasını çerçevesinde en az 25 gazeteciyi tutuklandı. Toplamda ise 350 civarı muhalif cezaevlerinde tutuluyor. Ayrıca uluslararası insan hakları örgütlerinin ve gazetecilik örgütlere göre 1992-2025 yılları arasında Azerbaycan’da öldürüren gazeteci sayısı 130; 85 gazeteci ise “kayıp”.
Ahmad Mammadli davası ile ilgili tüm gelişmelere https://ahmadmammadli.info adresinden erişilebiliyor.













