/ Derya Koca / Yoksullaşmaya Karşı Kadın Emekçiler En Öne! – Derya Koca

Yoksullaşmaya Karşı Kadın Emekçiler En Öne! – Derya Koca

on 1 Mart 2022 - 11:15 Kategori: Derya Koca, Emekçiden, Kadın
Facebooktwitterlinkedin

Krizin kara bulutları emekçilerin tepesine iyice çöktü. İktidarın beceriksizliği, kapasitesizliği her geçen gün biraz daha ülkeyi batırıyor. Bir yanda günlerce elektrik verilmeyen Isparta, diğer yanda elektrik kullanmaya korkan milyonlarca hane.  Bir yanda en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan milyonlarca emekçi, diğer yanda bu halkın sırtından devasa bir servete sahip olmuş para babaları… Hepsinin temelinde ise AKP rejiminin işçi düşmanı olması var. Nerede bir işçi düşmanı görürseniz orada kadın düşmanları vardır: işçilerin daha çok sömürüldüğü bir ülkede sosyal haklar budanıyor demektir; özelleştirmelerle, piyasalaşmayla daha da güvencesiz bir hayat yaratılıyor demektir. Bu güvencesiz yaşam her yanı ile emekçileri kuşatır. Kadınları ise iki kez kuşatır: el konan sosyal haklar ailenin üzerine yani kadının üzerine yüklenir. Piyasanın insafına terk edilen haklar sadece parası olana imkan tanır. Yoksul kadınlar her şeyden mahrum kalır.

Emekçilerin sosyal anlamda korunmadığı, yarınını bilemediği, örgütsüz olduğu toplum kadın için cehennem olur: toplumda yoksulluk genişledikçe kadın daha da yoksul olur. Daha ucuza, daha güvencesiz işlerde çalışan kadınlar ailenin yoksullaşmasıyla istihdamdan çekilir. Çocuk bakımı için beş kuruş ayıramayan yoksul ailelerin başka seçeneği yoktur. Bağımsız yaşamını kuramayan ve sosyal hakları da sırf patronlar daha çok zengin olsun diye yok edilen kadınların yaşadığı derin eşitsizlikler, toplumda şiddeti de yaygınlaştırır. AKP döneminde bu tablo tamı tamına böyle yaşandı. Derin bir yoksulluk ve şiddet sarmalı ülkede hakim kılındı. Bir de buna ek olarak AKP’nin topluma zerk ettiği kadın düşmanı zihniyet ve yargının kadın düşmanlarına verdiği cesaret kadınların yaşamını cehenneme çevirdi. Milyonları aç, geleceksiz, sahipsiz bırakan koşullar kadınların cehennemini de yarattı.

Tüm bunları tersine çevirmek için ise emekçi kadınların örgütlenmesi, mücadele etmesi ve toplumdaki bu cinsiyetçi kuşatmayı parçalaması gerekli. Emekçi kadınların örgütlendiği, hakkını söke söke aldığı bir ülke yarattığımızda ne mi değişecek? Patronun karşısında dimdik durarak hakkını söke söke alan Alpin Çorap işçisi kadınların bize gösterdiklerine bir bakalım: yoksullaşmayla hayatın yükünü daha fazla sırtlanmak zorunda kalan işçi kadınlar bir de üzerine erkek işçilerden daha az zam aldı. Kol kola girip 2500 TL zam kazandı. Kadın işçi olmanın suskun ve itaatkar olmak olmadığını gösterdi. Erkek işçileri de kendi taleplerine destek vermek için birleştirerek sınıf bilinçlerini ileri taşıdı. Yoksullukla mücadele ederken ezilmişliğine de isyan ederek kadınların sessiz ve makus talihinin başka türlü yazılabileceğinin bir örneğini gösterdi.

Bir başka öykü de Farplas mücadelesinde yazılıyor. Sendikalı oldukları için işten atılan Farplas işçileri fabrikayı terk etmemiş, polis karşısında da bir adım bile geri atmamıştı. “Yılın En İyi İş Meleği” ödülü almış olan büyük patron Ahu Büyükkuşoğlu Serte, çalışanlarının yüzde 50’sinin kadın olmasıyla övünüyormuş. Oysa tek derdi kadın işçileri daha ucuza çalıştırıp daha zengin olmak! 8 Martları kutlayan patronların dünyası işte bu ikiyüzlülükle dolu! Tarih sayısız kez bu deneyimlerle dolu: Kadın da olsa patron patrondur! İşçi kadınların özgürlüğünün ve eşitliğinin düşmanıdır!

 Kadın işçiler, hareket ettikçe zincirlerini fark ediyor: kadını erkeği ile tüm patronların kadınların eşitliğinin en büyük düşmanı olduğunu bizzat kendi mücadelesi içinde görüyor. Patronun sömürüsüne karşı mücadele ederken omuz omuza verdiği erkek işçi ise en büyük mücadele kardeşi oluyor. İşte tam da bu nedenle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde tüm kadınlara özgürlüğümüzün, eşitliğimizin, insanca yaşamanın tek yolunun sınıf mücadelesinin birleştirici, öğretici ve dönüştürücü gücünden geçtiğini göstermeye daha çok ihtiyacımız var.

Kadınlara, sermayenin ve onların iktidarlarının hükmettiği bir dünyada eşitliğin mümkün olmadığını daha fazla anlatmaya ihtiyacımız var. Yoksullaşmanın yarattığı cehennemi kabul etmiyoruz!

Tencereler boş, fatura kabarık! Krizin bedelini yoksul kadınlar değil patronlar ödeyecek!

Eşitlik, özgürlük, insanca yaşam için: 8 Mart’ta, emekçi kadınları yoksulluğun ve şiddetin sarmalını kırmak için en öne çıkmaya çağırıyoruz!

 

 

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı