/ Bilim ve Teknoloji / Pandemi ve Teknolojinin Kapitalist Gelişimi – 3: Esnek Çalışma, Kimin İçin? | Engin Kara

Pandemi ve Teknolojinin Kapitalist Gelişimi – 3: Esnek Çalışma, Kimin İçin? | Engin Kara

on 28 Mayıs 2020 - 10:18 Kategori: Bilim ve Teknoloji, Devrimci Perspektif, Engin Kara, Yazarlar
Facebooktwitterlinkedin

Pandemi süresince dünya genelinde, en yaygın uygulama alanı bulan önlemlerin başında “esnek çalışma modelleri” geldi. Evden, uzaktan ve online çalışma, özellikle kol emeği oranı düşük olan işlerde en çok başvurulan yöntem oldu. Bu modellerin, sadece geçici süreyle uygulanacağını düşünmek hatalı olur. Şimdiden, Microsoft, Google, Facebook, Twitter gibi bazı şirketler, uzaktan çalışma modellerini pandemiden sonra da daha yaygın uygulayacaklarını ilan etti.

Evinizden çıkmadan çalışma olanağı ilk bakışta kimilerine daha rahat ve kolay görünse de gerçekler, çoğu durumda tam tersi sonuçlara işaret ediyor. Öncelikle kapitalizmin, esnek çalışma modellerini neoliberalizmle birlikte devreye soktuğunu hatırlayalım.

Neoliberalizm ve Esnek Çalışma

20. yüzyılın özellikle üçüncü çeyreği boyunca işçi sınıfının hem maddi (ekonomik güç) hem de manevi (örgütlü güç) açılardan güçlenmesine karşı, neoliberalizm, emek hareketinin 1) örgütü gücünü ve mücadelesini kırmak 2) maddi kazanımlarını tırpanlamak için bugüne dek esnek çalışma modellerine başvurdu. Yakın tarihli bir örnek verelim. Avrupa’da, ABD’de ve dünyanın pek çok yerinde 1990’lardan bu yana uygulanan “kiralık işçilik” 2016’da Türkiye’de de yasalaştı.

Verilere göre kiralık işçiler, emsal işçi ücretinin Almanya’da %70’ini, Birleşik Krallık’ta %68’ini, Kanada’da %60’ını alabiliyor. Mesela Almanya’da bir BMW fabrikası, işçilerini işten çıkarıp özel istihdam bürosu üzerinden yeniden kiralayarak toplam işçi maliyetini %40 azaltmayı başarmış. İşte size esnek çalışma!

Bir de, sosyal demokrat hareket kökenli bir kavram olan “güvenceli esneklik (flexicurity)” modeli var. Bu birleşik kelimedeki “güvence” bir yalandan ibaretken, “esneklik” işin özünü anlatıyor. Kiralık çalışma biçiminin flexicurity kapsamında savunulan bir yöntem olduğunu söylemekle yetinelim. Ne güvence ama!

Evden / Uzaktan Çalışma Kime Yarıyor?

Dönelim bugüne. Evden-uzaktan çalışma modelleri, bir yerde internet teknolojisinin çalışma yaşamındaki katkısının genişlemesi anlamına geliyor. Bu modelin işleyebilmesi için yeni teknolojik araştırmalar ve çabalar olduğu da ortada. Zoom Video Communications şirketinin açıklamasına göre Aralık 2019’da 10 milyonla sınırlı olan kullanıcı sayısı Nisan ayı itibariyle 300 milyona ulaşmış durumda. Pandemi sürecinde öne çıkan bu tarz internet teknolojileri, esnek çalışma modellerinin bu denli yaygınlaşabilmesinin teknolojik altyapısını oluşturuyor.

İşin sırrı, bu modelin içerisinde yer aldığı “esnek” çalışmada yatıyor. Doğrusu, burada bir esneklik var. Ama emekçiler için değil, sermaye için. Bu çalışma modeli, sermayenin sömürü koşullarını daha esnek şekilde belirlemesini ve değiştirmesini sağlıyor. Ama her durumda, işçilerin aleyhine sonuçlar doğuruyor.

Örneğin uzaktan çalışma konusunda, bu şekilde çalışan ve toplumsal olarak en görünür olan eğitim emekçilerine bakalım. Pek çok özel eğitim “fabrikası”nda çalışan öğretmen, uzaktan çalışma nedeniyle mesai saati sınırlamasının kalmadığını belirtiyor. Bu durum, özel sektörde bu biçimde çalışan bütün işler için geçerli görünüyor. Emekçiler, artık sadece mesai saatleri ve işyerinin alanı içinde değil, her daim ve her yerde işverenin yönetiminde çalışmak zorunda bırakılıyor.

Evden çalışmaya ilişkin şu sözler ise, adeta esnek çalışma modellerinin görüntüsü ile altında yatan gerçekler arasındaki çelişkiyi çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor: Birisinin evden çalışması, pijamalarıyla TV karşısında oturup Netflix izliyor olması anlamına gelmez. Son araştırmalara göre, uzaktan çalışan insanlar her gün ofiste çalışan insanlardan daha üretken oluyor.”1. Peki, bu üretkenlik artışı kim için ne anlama geliyor?

Pek çok araştırma şirketinin raporlarında, esnek çalışma biçimleri göklere çıkartılıyor. Raporlardaki mutluluk, huzurluluk gibi süslemeleri bir kenara bırakırsak, sömürü ve kâr oranlarının nasıl yükseltildiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyan şu gibi örnekleri, çok sayıda araştırma, rapor ya da yazıda bulmamız mümkün:

PayScale’ın araştırmasına göre Çin’de yayında olan seyahat web sitesi Ctrip Çağrı Merkezi ise, personeline 9 ay boyunca evden çalışma fırsatı tanıdığında; evden çalışanların ofiste çalışanlardan %13.5 daha fazla arama yaptığını keşfetmiş.2

SurePayroll’un araştırmasında anket katılımcılarının %86‘sı, yalnız çalışmanın performanslarını arttırdığını belirtiyor. Yöneticilerin üçte ikisi de; uzaktan çalışan elemanlarının verimliliklerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğunu söylüyor.2

Deloitte Türkiye’nin araştırmasına katılanların %38,2’si, uzaktan/evden çalışmanın verimliliği olumlu yönde etkilediğini söylüyor. Raporu hazırlayanlar ekliyor: “Tabii ki ilk iki haftadaki deneyimler biraz da alışma dönemi olarak kabul edilebilir. Zaman içerisinde, ilk etapta zorlanan firmaların / kişilerin de görüşlerinin olumluya evrilmesini bekleyebiliriz”.3

Bu tabloda, işçilerin ücretleri artmadığına göre “verimlilikten” kaynaklanan bütün ek üretim değerine, kapitalistler tarafından el konulduğu açık. Hem bu verimlilik denilen şey, hiç de çalışma ortamının rahatlığından vb. kaynaklanmıyor. Çağrı merkezi çalışanlarının evde çalışırken, ofiste çalışanlara göre %13,5 daha fazla arama yapması ne demek? Aslında sadece daha fazla çalıştırılmaları anlamına geliyor. Hem de mesai sınırlarını aşmak ya da aynı sürede ortalama hızdan daha hızlı çalıştırılmak pahasına!

Öyleyse uzaktan çalışma biçimlerinin doğrudan sonuçları özetle şunlar: İş gününün fiilen uzatılması, işçilerin emek yoğunluğunun ortalamanın üzerine çıkartılması, emek gücünün ürettiği değerin işçi ile işveren arasındaki bölüşümünün işçi aleyhine işveren lehine olacak şekilde bozulması.

Bütün tablo, esnek çalışma ve bu biçime temel oluşturan teknolojik gelişmelerinin, görünürde işçiyi işyerine gitme zahmetinden, hatta evinden çıkma zahmetinden kurtarmasına rağmen, daha büyük bir zahmetin içine sokuyor. İşçiler, (bu biçimde alabildiğine “esnek” bir şekilde uzayan) iş gününün giderek daha büyük bir parçasını karşılıksız olarak kapitalistler için harcamak zorunda bırakılıyor. Bu esnek çalışma yöntemiyle Marx’ın hem mutlak artı-değer hem de göreli artı-değer artışı biçimlerinin ikisi de sermaye tarafından devreye sokulmuş oluyor.

Kuşkusuz, pandeminin sona ermesiyle birlikte pek çok işyeri, olağan çalışma biçimine geri dönecek ancak genel uzaktan çalışma deneyiminin etkileri, uzun vadede mesai saatleri ve işyeri alanı dışında da işçilerin çalıştırılmaya devam etmesini sağlayan ya da zaten var olan bu eğilimi güçlendiren yan etkilerde bulunacak.

Pandemi boyunca yaygınlaşan esnek çalışma modelleri, emekçiler için bir yarar sağlamak şöyle dursun, çalışma koşullarındaki son güvenceleri de ortada kaldırmaya yönelik eğilimleri güçlendirdi.

1: https://www.entrepreneur.com/slideshow/302413

2: https://sanaluzman.com/blog/on-izleme?contentId=239&category=uzmanlara-ipuclari

3: https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/deloitte-arastirdi-evden-calisma-duzeni-is-dunyasini-nasil-etkiliyor/

***

Pandemi ve Teknolojinin Kapitalist Gelişimi – 2: MÜSİAD’ın İzole Çalışma Kamplar

Pandemi ve Teknolojinin Kapitalist Gelişimi – 1: MESS SAFE

 

Facebooktwitterlinkedin

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı