/ Dünyadan / ISL’den Küba Üzerine Açıklama

ISL’den Küba Üzerine Açıklama

on 29 Temmuz 2021 - 19:39 Kategori: Dünyadan, ISL, Latin Haber
Facebooktwitterlinkedin
  1. 11 Temmuz Pazar günü, Küba’da tarihinde görülen en büyük eylerden olan 1994 “maleconazo”dan daha büyük bir eylem patlak verdi. Binlerce kişi, Covid-19 salgını ve ABD emperyalizminin vahşi ablukası tarafından daha da ağırlaştırılan akut ekonomik krizin ortasında; gıda ve ilaç kıtlığı ile uzun süreli elektrik kesintilerini protesto etmek için çeşitli şehirlerde yürüdü.
  2. 1959 Küba Devrimi tüm dünya düzenine meydan okumuştu. Baş emperyalist iktidardan yalnızca 150 km uzakta patlak veren ve Sovyet bürokrasisinin politikalarına karşı gelişen devrimde halk; bir diktatör tarafından yönetilen küçük sömürge adasının diktatörlerini ve sömürgecilerini def edip ktidarı ellerine alarak burjuvaziyi mülksüzleştirdi. Küba Devrimi, genç devrimcilerden oluşan büyük bir öncünün oluşturulmasına, Latin Amerika’da ve dünyanın diğer bölgelerinde bir isyan ve devrim dalgasının ortaya çıkmasına ön ayak olarak, bütün bir nesil için bir ilham kaynağı oldu.
  3. Sonraki 60 yıl boyunca Küba, yorulmak bilmeyen emperyalist girişimlere göğüs gerdi: ABD ablukasının bitmek bilmez baskıları sürdü; SSCB’nin Küba ekonomisi için öngördüğü hayati destek düştü; bürokrasi, Che’nin önerdiği şekilde devrimi uluslararası çapta genişletmek en geniş işçi demokrasisini teşvik ederek bunu içeride derinleştirmemek konusunda  ayak diredi ve kararlı bir şekilde kapitalist restorasyon yolunu seçti. Ancak Küba halkı devrimci kazanımlarından vazgeçmeyi reddediyor. Bu kazanımların savunulması ve kaybedilen alanların geri kazanılması her devrimcinin temel görevidir.
  4. 11 Temmuz’da başlayan protestolar, yıllardır biriken çelişkilerin sonucudur. Trump döneminde yoğunlaşan ve Biden’ın göreve gelmesinden bu yana gevşetilmeyen ABD ablukası, altmış yıl önce uygulanmasından bu yana adadaki sefaletin ana nedenidir. Küba liderliğinin yıllar önce başlayan ve son dönemde hızlanan kapitalist restorasyon politikası, Küba halkı arasındaki eşitsizliği ve yoksulluğu ağırlaştırdı. Covid-19 salgını, ülke ekonomisinin bağlı olduğu turizm sektörünü tasfiye etti ve 2020’de GSYİH’de %11’lik bir düşüşe neden olarak güçlü bir yeni darbe vurdu. Bu duruma karşısında hükümet, kemer sıkma tedbirlerine yöneldi. Salgın, 11 Temmuz protestosuna giden günlerde vaka ve ölümlerde zirveye ulaştı. Küba kendi aşısını geliştirmiş olsa daABD ablukası ve sağlık programlarının bürokratik planlamasının bir sonucu olarak şırınga sıkıntısı nedeniyle aşılama çok geride kaldı. Tüm bu sorunların neticesinde, birikmiş toplumsal hoşnutsuzluğun sokaklarda patlamaya dönüştü
  5. Küba bürokrasisi, ablukaya ve izolasyona karşı tek çıkış yolu olarak devrimin kazanımlarından geri çekilmeyi ve kapitalist restorasyonu hızlandırmayı tek yol olarak göstermesi; Stalinist tek ülkede sosyalizm ve barış içinde bir arada yaşama politikasının benimsenmesinin bir ürünüdür. Bu Stalinist politikalar, Latin Amerika devrimlerinde de fren görevi görmüştü: devrimin kazandığı muazzam prestijle Nikaragua’nın başka bir Küba olmaması için çalışan; El Salvador’un başka bir Nikaragua olmaması için elinden geleni yapan; aynı bürokratik mekanizmayı devşirerek kitlelerin özgür inisiyatifini engelleyen, devrimci ve sosyalist bilinçte gerilemelere neden olan bu çerçeveyi aşmamasını Venezuela’ya salık veren pozisyon, bu politikaların ürünüdür.
  6. Emperyalizm, Küba halkına boyun eğdirmek için; Fidel’in sahip olduğu meşruiyete sahip olmayan Küba rejimine karşı, mevcut toplumsal hoşnutsuzluktan ve rejimin görece zayıflamış olmasından yararlanmaya çalışıyor. Çünkü emperyalizm, Küba’nın on yıllardır sürdürdüğü bağımsızlığı ve tüm bu yıllar boyunca temsil ettiği mücadeleyi tasfiye etmek; Küba’yı sermaye tarafından özgürce sömürmek amacıyla kendi yarı-sömürgesine dönüştürmeyi amaçlıyor. Biden’ın, Miami’deki Kübalı sürgüne müzisyenlerin bestelediği şarkılara referansla  eylemler sırasında “kahrolsun komünizm” veya “Vatan ve Hayat” gibi sloganlar atan kesimlere sunduğu ivedi destek ve bu kesimlerle paylaştığı ortak akıl, niyetleri açık etmektedir. ABD emperyalizminin Küba’ya karşı elde edeceği zafer, Küba işçileri ve dünya işçi sınıfı için önemli bir yenilgi olacağı konusunda tüm Küba halkını ve dünya halklarını uyarıyoruz. Her şeyden önce devrimciler, adaya herhangi bir emperyalist müdahale girişimini durdurmak için açıkça emekçi halkın yanında durmalıdır.
  7. 11 Temmuz eylemleri heterojen bir yapıya sahipti. Küba’daki Marksist kesimler tarafından bildirildiği üzere, gerçekten de eylemler halkın çektikleri aşırı zorluklardan duyduğu hoşnutsuzluktan kaynaklandı. Bu eylemlerde yer alan kesimler arasında, örgütlü bir şekilde hareket eden tek kesim olduğu için emperyalist sloganlar öne çıksa da eylemcilerin tümünün karşı-devrimci örgütler tarafından yönetildiğini söylemek doğru değildir. Bağımsız olarak harekete geçenler çoğunlukla işçi sınıfının unsurlarıydı. İfade özgürlüğü talep eden sol görüşlü aydın kesimlerin yanı sıra, yıkım ve hesaplaşma için durumdan yararlanan önemli bir lümpen proleter kesim de eylemlere katıldı.
  8. Emperyalizmi durdurmanın en iyi yolu, mevcut restorasyonist rotayı tersine çevirerek, resmi politikayı halkın ihtiyaçlarını çözmeye yöneltmek; azınlık yönetici kesiminin ayrıcalıklarını ve servet birikimini tasfiye etmek, tüm işçi sınıfı ve devrimciler için demokratik bir açılıma doğru ilerlemek olacaktır. Dünyanın geri kalanında isyan ve devrimlerde yükselen halkları destekleyerek, devrimi yaymak için kapitalist ve emperyalist sistemden kopmaya çağırıyoruz. Ne yazık ki Küba’daki rejim tam tersi yönde ilerliyor. Protestolara rejimin tepkisi baskı oldu; eylemcileri cop ve göz yaşartıcı gazla dağıttı ve solcu ve sosyalist devrimciler ve hatta Komünist Parti’nin kendisinin Comunistas Blog’undan Frank García Hernández gibi militanlar da dahil olmak üzere yüzlerce protestocuyu tutukladı. Halkın sorunlarını hafifletmek, kaybedilen zemini geri kazanmak ve sosyalist devrimi ilerletmek için politikalar benimsemekten çok uzak olan rejim, uzun zaman önce başlamış olduğu kapitalist restorasyon yoluna girdiğini bir kez daha teyit etmiş oluyor. Küba hükümeti bu yolla, toplumsal hoşnutsuzluğa neden olan sebepleri daha da ağırlaştırıyor ve dolaylı olarak emperyalizmin kendisini bir alternatif olarak göstermesine yardımcı olmuş oluyor. ABD emperyalizminin adada ilerlemesi engellense bile, Küba rejiminin Çin Komünist Parti bürokrasisi tarafından yürütülen tarzda restorasyon politikasının tamamlanması Küba halkı için de bir yenilgi anlamına gelecektir. Bu nedenle devrimciler, Küba Komünist Partisi rejimine veya Díaz-Canel hükümetine siyasi desteğimizi sunamazlar.
  9. ISL, tüm emperyalist müdahalelere karşı çıkmakta, Küba’nın bağımsızlığını koşulsuz olarak savunmakta ve Küba halkına karşı ilan edilen vahşi emperyalist ablukayı yenmek için savaşmaktadır. 1959 devriminin kazanımlarının korunmasını ve kaybedilen kazanımların da geri kazanılmasını savunuyoruz. Díaz-Canel ve Raúl Castro rejiminin uygulamaya koyduğu kemer sıkma politikalarına ve kapitalist restorasyon seyrine karşıyız. Gösteri yaptıkları için hapsedilenlerin serbest bırakılmasını; Küba işçi sınıfı için sosyalist demokrasinin kurulmasını; ve Küba’da ve uluslararası alanda devrimin yayılması ve derinleşmesi yoluna girmeyi talep ediyoruz. Ne emperyalist müdahale ne de Küba devleti tarafından kontrol edilen kapitalist restorasyon Küba emekçilerinin sorunlarına herhangi bir çözüm getirebilir. Küba halkının geleceğini ancak işçi sınıfı demokrasisiyle birlikte sürekli devrim, enternasyonalizm ve sosyalizm yolu garanti edebilir. Bu, mevcut durumdan çıkarılan derslere dayanarak, işçi sınıfının en bilinçli kesimleri, gençler ve aydınlar ülkede gerçekten devrimci bir sosyalist parti inşa etme yolunda ilerlerse mümkün olacaktır.
Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı