/ Emekçiden / Trendyol, HepsiJet, Sürat Kargo… Güvencesizliğin Yeni Biçimleri ve Mücadeleler – Emre Güntekin

Trendyol, HepsiJet, Sürat Kargo… Güvencesizliğin Yeni Biçimleri ve Mücadeleler – Emre Güntekin

on 1 Şubat 2022 - 06:04 Kategori: Emekçiden, Emre Güntekin
Facebooktwitterlinkedin

Son yıllarda sömürünün en fazla yoğunlaştığı ve şirketlerin pandeminin de etkisiyle en fazla büyüme kaydettiği sektörlerin başında gelen e-ticaret sektörü bugünlerde arka arkaya patlak veren eylemlerle gündemde. Önce Trendyol Express çalışanı kuryeler kendilerine şirket tarafından dayatılan % 11’lik zamma karşı harekete geçtiler ve direnişleriyle % 38,8’lik bir zam elde etmeyi başardılar. Trendyol’da gerçekleşen kazanım sömürünün aynı şekilde cereyan ettiği diğer şirketlere de sıçradı: HepsiJet, Sürat Kargo, Aras Kargo, Yemeksepeti… Trendyoldaki hareketlenme ve direnişin kazanımla sonuçlanması benzeri koşullarda çalışan emekçilere de önemli bir ilham kaynağı oldu.

Elbette sömürünün oldukça yoğunlaştığı ulaştırma ve taşımacılık alanında eylemlerin arka arkaya patlak vermesi sebepsiz değil. İzleyenler Ken Loach’un Sorry, We Missed You filmindeki pervasız sömürüyü ve emekçilerin burada nasıl yalnızlaştırılarak atomize edildiğini hatırlayacaklardır. Trendyolundan Yemeksepetine kadar e-ticaret sektöründe faaliyet gösteren hemen hemen her şirket son yıllarda devasa büyümeler kaydederken, kaybeden esnaf kurye modeliyle yalnızlaşmaya, örgütsüzlüğe ve de bu sayede güvencesizliğe itilen emekçiler oldu.

Her zaman olduğu gibi kapitalizm sömürüyü süslü laflar ve etiketler arkasına saklamaya çalışıyor. Güvencesizliğin günümüzdeki adı GİG Ekonomisi. Kısa süreli iş arayanlar, serbest çalışanlar, bağımsız yükleniciler, proje bazlı çalışanlar, geçici ve yarı zamanlı çalışanlar Faruk Eczacıbaşı’nın tabiriyle bu “tek atımlık işler ekonomisi”nin birer parçaları.

Artık emekçilerin bu çalışma biçimleri sayesinde bir yandan hayatını idame ettirecek ücretleri kazanırken kendisini daha “özgür” hissedeceği iddia ediliyor. Bu alanda varlık gösteren her emekçi sınıfsal aidiyetinden sıyrılmaya zorlanarak, kendi şirketine sahip bir hizmet sağlayıcı, iş ortağı, paydaş vs. gibi sıfatlarla tanımlanan bir aktöre dönüşüyor.

Fakat bu süslü iyice somutlaşan sömürüyü perdelemeye yetmiyor. Özellikle de e-ticaret sektöründe. İddiaya göre kurumsal çalışmanın bağlayıcılığından kurtulan emekçilerin istediği yerde istediği koşullarda çalışma şansı var. Dahası çalışanların işten çıkarılma gibi kaygıları artık yersiz! Peki bireysel çalışan bir esnaf kuryeyi düşünelim: Trendyolu, HepsiJeti veya Getiri hangi şirketi seçerse seçsin karşılaşacağı sorunlar (düşük ücretler, örgütlenme önündeki engeller vs.) hemen hemen aynıdır. Dolayısıyla kapitalizm size ancak sömürünün derecesi üzerinde tercih yapma şansı tanıyor.

Bu şirketler hem işgücü istihdamının yaratacağı yükümlülüklerden (vergi, sosyal güvence vs.) kaçınma şansı elde ederken, en ufak bir aykırı ses çıktığında “iş ortaklığı”nı sonlandırarak duruma müdahale edebiliyor. Bir sokak röportajında çalışma koşullarından şikayet eden ve Vigo aracılığıyla kendi hesabına çalışan Getir kuryesinin işten çıkarılması örneğinde olduğu üzere. Getir konunun gündeme gelmesinin ve boykot çağrılarının yükselmesinin ardından kuryenin kendi hesabına Vigo ile çalıştığını ifade ederek sorumluluğu üzerinden atmaya çalışmıştı.

ETUC (Avrupa Sendikalar Konfederasyonu) Sekreteri Esther Lynch bu çalışma biçiminin şirketler için yarattığı imkanları şu sözlerle aktarıyor:

“Gig ekonomisi havalı geliyor ama gerçekte bu işlerin çoğu 100 yıl önceki parça başı çalışan ve gündelik işçilerin karşılaştığı sorunlara dönüş konusunda hızlı bir rota çiziyor […]. Çevrimiçi platformlar, açık amaç değilse de, iş ilişkisini gizlemek, sosyal güvenlik ve vergi yükümlülüklerinden kaçınmayı kolaylaştırmak gibi etkiye sahiptir”.

Sonuç olarak güvencesizliğin bu en vahşi şekilde evrimleşmiş bu şekline karşı emekçiler “tek atımlık” kurşunları olmadığını gösteriyor. Trendyol başta olmak üzere emekçiler örgütlü bir güç olmanın sınıf mücadelesinde ne kadar elzem olduğunun bir kez daha altını çizdiler. Gelinen noktada söz konusu emek mücadelesi olduğunda hayat pahalılığından, geçmiş sıkıntısından yılmış kitlelerin nabzı hemen bu noktaya kayabiliyor. AKP’nin ve yarattığı karanlığın panzehirini de burada aramak gerekiyor.

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı