/ Devrimci Perspektif / Sosyalistlerin “Hakikat Rejimi” – V. U. Arslan

Sosyalistlerin “Hakikat Rejimi” – V. U. Arslan

on 16 Ocak 2021 - 15:45 Kategori: Devrimci Perspektif, Polemik, V. U. Arslan
Facebooktwitterlinkedin
Ergin Yıldızoğlu, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde sol muhalefeti eleştiren bir yazı kaleme almış. Kimi önemli konuları açıklığa kavuşturmak için bu köşe yazısı ile tartışmak faydalı olabilir.
E. Yıldızoğlu, sol muhalefeti, siyasal İslamın (AKP rejiminin) “hakikat rejimine” uygun politikaları benimsemekle ve kendi özgünlüğünü kaybetmekle eleştirirken salt ekonomik meselelerin gündem edilmesiyle AKP tabanının etkilenemeyeceği görüşünü savunuyor.
Bu görüşünü desteklemek için bir TV röportajını örnek gösteriyor. Röportajdaki kadın emekçi, ekonomik sorunlar konusunda AKP ve RTE’yi sert şekilde eleştirse de “Tayyipçi” olduğunu, “başka doğru dürüst bir insan” olmadığını söylüyor.
E.Yıldızoğlu verdiği bu örneğin hemen ardından emekçilerin ekonomik olan bitenin farkında olduğunu, bunları dinlemeye ihtiyacı olmadığını vurguluyor.
Gerçekten de emekçiler ağır sömürü şartlarının farkındalar ama E.Yıldızoğlu’nun Lenin’i de ekonomizmeleştirisi bağlamında işin içine katarken atladığı bazı temel meseleler var. Birincisi siyaset, bilhassa da sınıf siyaseti, salt söylem üretmekten ibaret değildir. Emekçilerin okulu eylem sahasıdır, özneleşme burada olur, dönüşüm burada gerçekleşir. Siyasi farklar burada billurlaşır, bilinçli unsur burada gürbüzleşir. Yani salt söylem-demeç düzeyinde yoksulluktan dem vurup yüksek siyasette skor beklemek beyhude olacaktır. Emekçileri hayata müdahale eden özneler haline getiren eylemler bütün siyasi atmosferi değiştircektir.  
Oysa bugün henüz zayıf olan sosyalist devrimci odaklar dışında emekçilere dokunan, onları fiili mücadeleye çekmeye çalışan ne bir sendika ne de bir parti var. Bu durumda hoşnutsuz olan milyonlarca emekçi dağınık halde kaderleriyle başbaşa kalmaktadr. Acı olan budur. Sol muhalefetin asıl eleştirilmesi gereken yer, örneğin, iş yerlerine, mahallelere, sokaklara ulaşacak bir asgari ücret kampanyasının tüm aralık ayı boyunca yapılamıyor oluşudur. Altını bir kez daha çizelim: İstanbul’un yoksul mahallelerinde “geçinemiyoruz” diyen binlerce işçi sokağa inerse işte bu AKP’nin düşüşünün başlangıcı olur.
E. Yıldızoğlu‘nun atladığı bir diğer temel mesele, siyasi partiler ve sınıflar arasındaki ilişki meselesidir. Tamamı burjuvalardan oluşan ve burjuva işleyişi temel alan CHP’nin yoksulluk üzerinden iktidar eleştirisi yapması yoksulları ne derecede etkileyebilir? Gebze Dilovası’nda sendikalaşma mücadelesi veren işçilerden birisi CHP’li Kocaeli milletvekillerinden hiçbirisinin yanlarına desteğe gelmediğinden dert yanarken bir diğer hemen lafa girmişti: “Hepsinin fabrikası var ve hiçbirinde sendika yok!” Mesele aslında bu kadar basit. E.Yıldızoğlu CHP’nin “ekonomist” muhalefetinin muhasebesini yaparken bu hususları gözden kaçırmamalıdır. İktidar ve muhalefet burjuva olma, burjuvadan yana olma konusunda çok benzerse o zaman farkı kültürel kodlar belirler: Namaz, türban, içki, etnisite, mezhep… İşte size emekçileri burjuva siyasete eklemleyen kemikleşecek bir sürü ayrışma konusu.
Yazısının sonuç kısmında E.Yıldızoğlu muhalefete “değerler, inançlar ve genel olarak kültür alanında özgünlüğünü kaybetmemeyi” tavsiye ediyor. Yıldızoğlu bunlardan laiklik, cumhuriyetin kazanımları ve aydınlanmayı anlıyorsa fena halde yanılıyor. Bizler Sincan’da, Sultangazi’de, Gebze’de ve direnişe geçen her işyerinde, devrimci kimliğimizi saklamadan, muhafazakar işçilerle kaynaşabildiğimizi, içlerinden devrimci işçiler yetiştirebildiğimizi gördük. Yavaş da olsa harekete geçen emekçilerin devrimcilerin samimiyet ve tutarlılığı karşısında etkilenmemesi mümkün değil. Bu yüzden diyoruz ki muhafazakar bir emekçinin CHP gibi bir burjuva partiye kaymasındansa devrimcilere kayması çok daha kolaydır. Yani siyasal İslamcı ve cumhuriyetçi hakikat rejimlerinin yanında bir de sosyalistlerin hakikat rejimi var. Sosyalistlerinkisi diğerlerinden farklı olarak laiki, muhafazakarı ve Kürt’üyle farklı kültürlerden gelen emekçileri bayrağı altında toplamaya muktedirdir, çok daha çekicidir. Yeter ki emekçilerle doğru şekilde temasa geçelim, yeter ki devrimcilerin güçlü ve merkezileşmiş örgütünü kurabilelim. 
Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı