/ Güneş Gümüş / Lenin ve Emekçilerin Zaferi – Güneş Gümüş (SEP Genel Başkanı)

Lenin ve Emekçilerin Zaferi – Güneş Gümüş (SEP Genel Başkanı)

on 19 Ocak 2022 - 08:42 Kategori: Güneş Gümüş, Manşet
Facebooktwitterlinkedin

Kazakistan’da emekçi halkın, ülkenin tepesine çöreklenmiş oligarklar şatafatlı bir zenginlik içinde yaşarken kendisinin derin bir yoksulluğa mahkum edilmesine karşı ayağa kalkışının üzerinden çok zaman geçmedi. Ne yazık ki emekçi halk örgütsüz olunca rejimi derinden sarsan isyan Rusya’nın askeri desteği ve acımasız bir baskının gücüyle bastırıldı. Tarihte birçok örnekte olduğu gibi Kazakistan deneyiminde de tekrar görüldü ki emekçi halkın sadece ayağa kalkması, canı pahasına isyanına sahip çıkması zafer için yeterli olmuyor. Toplumsal mücadeleler zirve noktasına ulaştığında ilerletilmezse geriliyor, sonra da kolaylıkla yenilgiye uğratılıyor. Devrimci müdahale işte böyle anlarda belirleyici nitelik kazanır; sürece uygun politik müdahaleyi yapabilecek bir devrimci partinin varlığı ya da yokluğu emekçi sınıfların zaferinden mi yenilgisinden mi bahsedeceğimizi belirler.

Bolşevik Parti Modeli

Mevzu bahis devrimci parti ise ilk akla gelecek isim elbette, devrimci mücadeleye parti teorisiyle vazgeçilmez bir katkı yapan Lenin olacaktır. Devrimci parti teorisi Lenin’in politik dehasının kendinden menkul ürünü değildir; Bolşevizm Rusya’daki otokrasi koşulları altında düşman sınıflara ve onların işçi sınıfı içine sızan etkilerine karşı fiili, ideolojik mücadele içinde gelişip olgunlaşmıştır. Lenin’in devrimci parti anlayışı uluslararası devrimci hareketin pusulası haline dönüştüyse Rusya’nın özgünlüklerinin ötesine geçip parti-sınıf ve sınıf bilinci arasındaki ilişkileri temel alan bir örgütlenme modeli sunabilmesiyle olmuştur:

• Kadercilikten kopuş, tarihe iradi müdahale: Tarihe müdahale etmenin anahtarı, işçi sınıfının devrimci potansiyellerinin açığa çıkarılması ve ilerletilmesinden geçmektedir. İşçi sınıfı toplumu dönüştürecek ve yeniden örgütleyecek potansiyele sahip olabilir ama bu potansiyelin gerçeklik kazanması bambaşka bir şeydir. İşçi sınıfının, rejimi kökünden sarsacak bir ayaklanmaya imza atması yetmez; onun, tarihsel birikimle hareket eden ve büyük karşı devrimci güçleri harekete geçirebilen egemen sınıflara karşı ezilenleri ve emekçi sınıfları önderliği altına toplayarak topyekün bir devrimci mücadeleyi gerçekleştirmesi gerekir. Bunu sağlamanın yegane yolu; işçi sınıfının devrimci partinin önderliği altında harekete geçmesidir: “İşçilerin partisi -parlamenter manevralar için bir araç değil, gerçek bir parti- proletaryanın birikmiş ve örgütlü deneyimidir. Ancak geçmişinin bütün tarihine dayanan; gelişimin tüm safhalarını ve patikalarını teorik olarak öngören ve buralardan gerekli eylem formüllerini çıkaran bir partinin yardımıyla, proletarya kendisini tarihine sürekli yeniden başlamaktan, duraksamalardan, karar yoksunluğundan ve hatalarından muaf tutabilir.” (Troçki)

• Ekonomizme, asgari-azami program ayrımına karşı mücadele: Lenin’in en büyük kavgaları verdiği, halen de yok olmayan ekonomizm ekonomik ve politik mücadeleleri ayırarak işçi sınıfını ekonomik mücadelenin kalıplarına hapsetmeye çalışır. Ekonomizm, işçi sınıfı eyleminin ekonomik alanın ötesine geçemeyeceği; onu politikleştirmeye çalışmanın yararsız olduğu fikrine dayalıdır. Ekonomizm, özünde ekonomi ve politika arasında bölünme öngörür ve böyle bir bölünme sosyalist hareket içinde reformist eğilimin asgari ve azami program arasındaki kopukluğuna zemin sağlar. Bu bağlamda nihai hedef (sosyalizm) karşısında gitgide asgari hedefler (çoğunlukla ekonomik talepler) öne çıkarılır; işçiler ekonomik taleplerle harekete geçerken parti onların siyasal taleplerinin parlamentodaki temsilcisi oluverir.

Oysa ki sınıf mücadelesi, sadece ekonomi alanında şekillenen bir mücadele değildir. Sınıf bilinci sadece ortak çıkarlara sahip bir toplumsal grup olduğunu anlamakla sınırlı değildir; hem karşıt sınıflarla çelişkileri kavramak hem de kendisini sömüren sınıfların politik yönetme araçlarını (devlet, ordu, polis, hukuk vb.) anlayarak kapitalist sistemin bütüncül bir kavrayışına sahip olmayı gerektirir. Devrimci parti, bugünden işçi sınıfı içinde bu bilinçle hareket eden öncü işçilerin sayısını artırmanın ve saflarının böyle öncülerle doldurmanın mücadelesini yürütür.

• Merkeziyetçi bir örgütlenme: Leninist devrimci parti, bütün enerjisini, işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki kavganın bir sosyalist devrimle sonlanması için harcayan işçi sınıfının bir savaş örgütünden başkası değildir. Büyük bedeller ödenmesini de barındıran devrim mücadelesinde devrimci parti zafere ulaşmak istiyorsa sadece devrim anında değil öncesinde de işçi sınıfının önderliğini kazanma yolunda içinde mücadele ettiği dönemin gereklerine uygun şekilde devrimci politikasını oluşturması ve bu politika temelinde üyelerini-kadrolarını seferber edebilme becerisi göstermesi gerekir. Parti içinde ideolojik ve pratik olarak bir arada davranma yeteneği gösteren bir bütünlük yaratılmadığı sürece bu mümkün olmayacaktır.

• Taktik zenginlik: Bir devrimci partinin stratejisinin doğruluğu zafer yolunda ilerlemesi için kendi başına yeterli değildir; sınıf mücadelesi an be an işçi sınıfı ve onun öncüsü devrimci partinin önüne tavır geliştirmesi gereken birçok gündemi çıkarır. Lenin’in dehasının kendisini gösterdiği bu alan; sınıf mücadelesinin koşullarını iyi okumaya ve ona en uygun düşen taktiği izlemek konusunda esneklik gösterebilmeye dayanır. Bolşevizm, dogmatik formülasyonlara takılı kalmakla taban tabana zıt, sınıf mücadelesinin gereklerine uygun şekilde politika (söylemler, ittifaklar, örgütsel formasyonlar) geliştirebilme becerisinin adıdır. Hangi koşullar altında mücadele ettiğine bakmaksızın her daim illegal örgütlenmeyi savunanlar; hiç bir koşul altında kimseyle birlikte mücadele cepheleri oluşturmamayı örgütsel bağımsızlığın biçimi sayanlar; sanki ülke siyasetinde hiçbir şey değişmiyormuş gibi yıllarca aynı söylem ve sloganı kullananlar… Liste uzatılabilir. Bu saydıklarımızın Leninizmle uzaktan yakından alakası yoktur.

Özetle; işçi sınıfının devrimci mücadelesine önderlik edecek Bolşevik örgüt modelini şöyle formüle edebiliriz: İşçi sınıfı ve ezilenlerin en ileri çıkarlarından taviz vermeyen bir politik hat temelinde mutlak şekilde bağımsız ileri bilinçli işçiler örgütü; işçi sınıfıyla en yakın ilişki temelinde, sadece devrim anında değil öncesindeki her mücadelede müdahil olarak kazanılan önderlik ve sınıf mücadelesinin gereklerine uygun şekilde olağanüstü taktik esneklik gösterme becerisi.

Tarihin Tekerleği Hızlanırken

Tarihin tekerleğinin dönüşünün hızlandığı zamanlar vardır; birkaç yıllık gelişmenin birkaç haftaya, güne sığdığı zamanlar. Kazakistan hızında olmasa da dünyada zamanın hızlı akacağı bir dönemdeyiz. 2019 isyan yılı olmuştu. 2020 ve 2022’de pandemi halkın öfkesinin sahalara taşmasını öteledi. Ama yine dünyanın birçok bölgesinde isyan ateşinin sıcaklığı hissedildi. Önümüzde pandeminin bitmeyen etkilerinin yanında ABD’nin değişen ekonomi politikaları (parasal sıkılaşma gibi) nedeniyle çevre ekonomilerin daha da zora gireceği bir dönem açılıyor. Dünya üzerinde kaynama noktalarının sayısının artacağını tahmin etmek zor değil. Peki dünyanın dört bir köşesindeki emekçi sınıflar ve devrimciler bu olağanüstü zamanlar için hazır mı?

Mesele tam da bu!

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı