/ Gündem / İktidarın “Ustalık” Eseri: Türkiye Salgında Çığla Karşı Karşıya!

İktidarın “Ustalık” Eseri: Türkiye Salgında Çığla Karşı Karşıya!

on 7 Nisan 2021 - 17:22 Kategori: Gündem
Facebooktwitterlinkedin

Türkiye Covid-19 salgınında bir çığla karşı karşıya. Alınamayan önlemlerın, kontrolsüz bir şekilde başlatılan normalleşmenin ve iktidarın kongre şovlarının bir sonucu olarak günlük 49.584 vakayla Türkiye dünyanın zirvesinde yer aldı. Son bir ayda ise neredeyse beş kata varan bir artış söz konusu. Gelinen nokta hem sağlık sisteminde yeni bir krize yol açma potansiyeli taşıyor hem de varolan sosyal ve ekonomik krizin etkilerinin daha da ağırlaşması kesin görülüyor.

Tablonun bu hale gelmesinde en önemli faktör iktidarın ideolojik ve politik tercihleri. İktidar bugüne kadar salgınla gerçek anlamda mücadele etmek yerine; salgını topluma belirli bir yaşam tarzını dayatmanın, muhalif-toplumsal eylemleri kısıtlamanın bir aracı olarak kullandı. Fabrikalarda, işyerlerinde hergün kalabalık ortamlarda çalışan, toplu taşımayı kullanmak zorunda kalan milyonlarca emekçiyi salgından koruyabilecek önlemlere hiç girilmedi. Kısıtlama kararlarının alınıp kaldırılmasında ise politik ve ekonomik ihtiyaçlarını göz önüne aldı. Örneğin geçtiğimiz yıl destek adı altında konut ve turizmi canlandırmak adı altında halkın kredi kullanımına teşvik edilmesi gibi… 

Erdoğan’ın Ramazan ayı için işaretini verdiği önlemlerin hedefi de nitekim turizm sezonunu garantiye almak. Erdoğan grup toplantısında şunları dile getirmişti: “Ramazan ayında vaka sayılarında birkaç binli rakamlara düşürebilirsek, turizm sezonunu ve bunun içerde yol açacağı hareketliliği yakalayabiliriz. Ramazan ayında tedbirlere riayet ederek salgının boynunu da kıracağız. Hepimiz aynı Türkiye gemisindeyiz.”

Kısacası yoksul emekçi milyonlar yerine patronların çıkarları ön plana konuldu, konulmaya da devam ediyor. Alınması gereken önlemler konusunda ise ne bilim kurulunun ne de TTB gibi meslek kuruluşlarının çağrıları dikkate alındı.

Geçtiğimiz günlerde Bilim Kurulu Üyesi Serap Şimşek de bunu şu sözlerle dile getirmişti:

“…eğer salgın yönetimi bizim kontrolümüzde olsaydı bugünkü durumu yaşamazdık. Bilimsel Danışma Kurulu her türlü bilimsel gelişmeyi yakından izleyerek önerilerde bulunuyor. Ayrıca bizler de aktif olarak hasta takip ediyoruz. Dolayısıyla ortada bir bilgi eksikliği veya bilgileri resmi kurumlara aktarmayla ilgili sıkıntı yok. Nitekim biz kurul olarak daha önceden ilgili kurumları “varyant-1 geliyor, buna karşı önlemlerin artırılması gerek” diyerek uyardık. Ama salgının yönetimi ne Türkiye’de ne de başka bir ülkede bilimsel danışma kurulunun kontrolünde. Dünyanın her yerinde salgını, seçilmiş hükümetler yönetir. Onlar da yalnızca bilimsel danışma kurullarının tavsiyelerini değil bambaşka bir sürü parametreyi hesaba katarak karar alıyor.”

İktidar cephesi tarafından salgın döneminde sıklıkla “terörist” ilan edilen TTB ise 156 gündür sağlık bakanlığından randevu talebine yanıt bekliyor! 

Salgınla Mücadelede Tek Çözüm: Yaygın Aşılama, Emekçilere Gelir Desteği ve Tam Kapanma!

Türkiye’nin Covid-19’un ağır etkisini hafifletmek için artık geçiştirmek yerine kapsamlı önlemler alması gerekiyor. Yaygın aşılama bunun en önemli adımlarından birisi olacaktır, ancak bu konuda henüz istenilen seviyeye gelinebilmiş değil. Mevcut hızla devam edildiğinde aşılamanın 2022 yılına kadar tamamlanması mümkün görünmüyor.

Geriye tek seçenek kalıyor. Emekçilere gelir desteği sağlanarak kapsamlı bir kapanma! TTB Merkez Konsey Üyesi Onur Naci Karahancı da buna işaret ediyor:

“Asıl kapatılması gereken yerlere bir an evvel müdahale etmek gerekir, mesela fabrikalar. Hayati olmayan fabrikaları kapatmak, işçilerin ücretlerini de ödeyerek bir araya gelmelerini engellemek gerekir. Hele hele uluslararası dolaşımın, turizmdi vs. yanlış olduğunu düşünüyoruz. Bunlar olmadıkça insanların yeşil alana çıkmasını engellemenin, güneşi görmesini engellemenin gerçekçi bir yanı yok.”

Elbette bu sınıfsal bir tercih. İktidar tercihlerini bugüne kadar patronlardan yana kullandı ve bunun sonucunu biliyoruz. Türkiye’de son bir yılda dolar milyarderi sayısı 23’ten 26’ya çıkarken; servetleri 127 milyar TL artış gösterdi! Bunun karşılığında günden güne yoksullaşan işsizliğe ve sefalete itilen ise milyonlarca emekçi oldu.

 

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı