/ Emekçiden / Mikrofon Emekçide 17: Medipol Üniversitesi’nde Salgın Fırsatçılığı

Mikrofon Emekçide 17: Medipol Üniversitesi’nde Salgın Fırsatçılığı

on 11 Temmuz 2020 - 12:38 Kategori: Emekçiden
Facebooktwitterlinkedin

Medipol Üniversitesi Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu bir üniversite. Geçtiğimiz aylarda gündeme çok yansımasa da pandemi sürecinde üniversitede çalışan emekçilerin maaşları ile ilgili bir kesintiye gidildi. Kendi çalışma durumunuzla birlikte süreci anlatabilir misiniz?

İlk olarak Medipol Üniversitesi’nde çalışan emekçilerin maaşlarında kesintiye gitti demek durumu tam kapsamayan bir özet olacaktır. Okulda güvenlik, temizlik vs. işlerinde çalışan emekçilerin durumu hakkında bilgimiz yok. Bunlar okulun kadrolu çalışanı değil, okulun özel bir kurum ile yaptığı anlaşmayla görevlendirilen insanlar. Bu konuda sözleşmeli olduklarını düşündüğüm için maaşlarında kesintiden daha ciddi durumlar olduğunu tahmin ediyorum. Okul bakanın okulu olduğu için de devletin salgın sürecinde sağladığı desteklerden yararlandığını gerçekçi bir tahminle söyleyebiliriz. Ama biz emekçilere yansımadı bu destek.

Ben bilgisayar programcılığı bölümünde sözleşmeli akademik personel olarak iş yapmaktayım. İsmim Burak Dönmez. Yaklaşık olarak 2 senedir her dönem ders vermekteyim. Pandemi sürecinde okul tabi ki derslere devam etmesi gerektiği için akademi emekçileri de artan işsizlik problemlerine karşı ücretlerin düşürülmesi ile, tabiri caizse veba ile kolera arasında seçim yapmaya zorlandı. Derslerin devam etmesi gerekliliği tüm dünyada salgın sürecinde pek çok sektörde olduğu gibi aslında sistemin sürekliliği için emekçiye olan ihtiyacı göstermiş oldu. Arz-talep ilişkisinde, talep eden emekçiler değil, ‘üst’ kadrolardır. Uzaktan eğitime geçilmesi ile bir maille ek ücretlerin düşürüldüğü bilgisi iletildi.

Kesintiler karşısında 25 Haziran’da öğretmenlerin öğrencilerin notlarını sıfır olarak girmesi gündeme yansımış ve tepki toplamıştı. Sonrasında kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler arasında, yaşanan haksızlığa karşı bir iletişim ve birlikte mücadele durumu gelişti mi?

Okula konuyla ilgili dilekçe verdik ve final sınavlarını okumayacağımızı belirttik. Siz sınavları okuyun da dilekçeyi bir şekilde hallederiz minvalinde bir cevap geldi. Notlar kasti olarak sıfır girilmedi. Sınav notu girişi son günü olduğu için, sistem tarafından otomatik “0” verildi. Herhangi bir öğrenci mağduriyetinden ziyade, okul parasını tam yatıran öğrencilere bilgilendirme yapılmak istendi. Neden 100 verilmedi sorusu akla gelebilir. Sınav notunu 100 gören öğrenci durum hakkında fazla kafa yormayacak ve ilgilenmeyecekti. Burada öğretim görevlileri olarak öğrencilere “siz okul ücretini tam yatırıyorsunuz ama öğretmenlerden kesinti yapılıyor” durumunu göstermek istedik. Özel okulda ders verecek kadar nezih görülen bir meslek de bile böyle bir durum oluşması, kendi geleceklerinde neler yaşayabilecekleri -muhtemelen daha kötü durum; asgari ücretten sigortalı çalışma, maaş alamamaları vs- ve bu durumlar karşısında akıllarda oluşacak “ne yapacağım?” sorusuna bir yöntem olarak neler yapacaklarını düşünmelerini sağlamaktı amaç. Sonuç olarak istenilen duruma, öğrenci-öğretmen dayanışmasına, maalesef ulaşamadık ve eksik eğitim vermemizin sonucu hepimiz sınıfta kaldık.

Süreç içerisinde okulun konuyu hemen kapatmak istemesi kafamızı karıştırdı ve biraz araştırma yapınca okulun akademik kadro için kısa çalışma ödeneğine başvurduğunu öğrendik. Bu başvuru kadrolu görevliler için yapılabildiğinden ötürü, ilgili çalışanların ek ders ücretlerinde -sabit maaşlarında değil- ciddi oranda düşüş yapılmış. Dönem arasında 45 dakika olan ders sürelerinin 20 dakikaya düşürülmesi okul tarafından mail ile iletilmişti. Bu mail de ödenekten faydalandıklarının göstergesi. Birkaç sözleşmeli hocamız da bize destek vermiş ve final notlarını okumamış. Bu durumu sonradan öğrendik. Diğer hocalarımızdan destek alamadık. Pek çok hocanın mezun durumundaki öğrencilerin mağdur olabilecekleri düşüncesinden dolayı geri adım attıklarını düşünüyorum.

Pandemi sürecinde genel olarak emekçilerin haklarına yapılan saldırılar hakkında ne söylemek istersiniz?

Pandemi sürecinde maddi olarak ciddi sorunları tüm emekçiler yaşıyor, ama bu geleceğin de sorunlu olacağı korelasyonunu göstermez. Bu süreçte tüm emekçiler maaşlarında kayıplar yaşadı, geçim derdi arttı. Talep edenin çalışan değil de iş sahibi olduğu yerde emekçilerin ücret artış taleplerine cevap verilmemesi absürt bir durum. Bu noktada, bizim başımıza geldiği gibi aslında bu miktarların neye göre belirlendiği konusu kafa yorulması gereken bir nokta. Düşük ücret için “Nasıl olsa bu çalışmasa bile çalışan birini bulurum” düşüncesiyle belirtilen sayımızın fazlalığı bizim zaaf noktamız değil, tam tersine güçlü yanımızdır ve öyle olmalı. Bu noktada akıllarda oluşabilecek; “Büyük balık, küçük balığı yutar” diyenlere cevabımız: “Onu sardalyalar düşünsün”, “Dünyayı sen mi değiştireceksin?” sorusuna ise “Dünya değişmeyen bir yer mi?”dir. Birlik olmak bizim yaşadığımız sorunda da görüleceği gibi emekçiler için tek çözümdür.

Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı