/ Devrimci Perspektif / Sonun Başlangıcı mı? – Emre Güntekin

Sonun Başlangıcı mı? – Emre Güntekin

on 3 Nisan 2019 - 10:17 Kategori: Devrimci Perspektif, Emre Güntekin
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

 

31 Mart yerel seçimleri iktidarın korunaklı surlarında büyük gedikler açtı. O günden bu yana bu gediklerden su sızmaması için çabalasalar da sonuç nafile görünüyor. Büyükşehirlerde belediyeleri teslim etmemek için ayakoyunlarını sürdürselerde karşılarında bu kez geçmişteki facialardan ders çıkarmış bir muhalefet bulunuyor.

Bu kadarı beklenmese de iktidarın bu seçimlerde bir gerileme yaşayacağı tahmin ediliyordu. Türkiye tarihinin en derin ekonomik krizlerinden birine sürüklenirken; bunun özellikle emekçi kent yoksulları ve bugüne kadar borçlanma vasıtasıyla AKP’nin yalancı baharının keyfini süren kentli orta sınıflar üzerinde etki  bırakmaması düşünülemezdi. Nitekim bu etki beklenenden güçlü oldu. Batı’da Kürt oylarının da desteğiyle iktidarın büyük bir rant aşkıyla bağlı olduğu büyükşehirler CHP’nin eline geçti.

Peki bu iktidar için sonun başlangıcı mı?

Ülkenin yakın tarihinde bir 7 Haziran tecrübesi olduğunu da not düşmek gerekiyor. İktidarı kaybetme tehlikesiyle yüz yüze kalan AKP ülkeyi tarihinin en kanlı günlerine sürükleyerek 1 Kasım’da yıkımı durdurmayı başarabilmişti.

Ancak o günden bugüne derenin altından çok sular aktı. AKP ve Erdoğan iktidarın herşeye muktedir olduğu günleri çoktan geride bıraktı. Baskı ve zorbalıkla herşey bir yere kadar kontrol altına alınabilse de, iktidarın ve Erdoğan’ın toplumu kutuplaştıran ve farklı kimlikleri birbirine düşmanlaştıran söylemlerinin ikna ediciliğinin çok zayıf olduğu ispatlandı. Öte yandan iktidarın bu dilden vazgeçmeye ne niyeti var ne de yeteneği… İktidarın zihin dünyasında yenilginin temel sebebi olarak “bir müdahale, bir darbe, bir çokuluslu hesap” (Yeni Şafak, 3 Nisan) aranmaya devam ediliyor.

Oysaki perde arkasında düşman aramaya gerek yok. İktidara bu kez “darbe”yi vuranlar ucuz meyve sebze alabilmek için kış soğuğunda uzun kuyruklarda bekletilenler, işsiz ve geleceksiz gençler, düşük ücretlere mahkum edilenler, iktidarın kibrinden ve baskısından bunalanlar oldu ve bu düşman tankla topla savaşabileceğiniz bir düşman değil.

İktidar için sonun başlangıcını yaratacak olan burada sözü geçenlerdir ve bunun gerçekten bir başlangıç olup olmadığı ağır ekonomik kriz karşısında toplumun alt sınıflarının vereceği tepki belirleyecektir.

AKP bu sonuçla birlikte muhafazakar taşra partisine dönüşme yolunda güçlü bir adım atmıştır. Geçmişten de biliyoruz ki bu süreç eğer devam edecek olursa tıpkı ANAP gibi AKP’yi de azalarak yok olma süreci bekliyor.

Fakat ANAP’ı gerileten en önemli faktör 89 İşçi Baharı ve devamında 91’de Zonguldak Madencileri Yürüyüşü’yle zirve noktasına ulaşan işçi eylemlilikleriydi. Öteden beri neoliberalizmin Türkiye’deki başlatıcısı olan Özal’ın ve partisinin prestiji işçi sınıfı tarafından yerle yeksan edilmişti.

AKP açısından bugünkü ekonomik krizden çıkış reçetesi daha fazla neoliberalizm olacaktır. Yani  kriz kendi müsabbibi ile tamir edilmeye çalışılacak. Daha oy pusulaları üzerindeki mürekkep kurumadan gelen zamlar bunun habercisi. Ancak daha büyük saldırılar er ya da geç, özellikle de IMF’ye el açılacak olursa, gelecektir. Bu durum emekçi sınıflar için iki seçeneği gündeme getirecek: Ya iktidar zorbalığı karşısında susup haklarının gasp edilmesine seyirci kalmak ya da sonuna kadar emeğinin haklarını savunmak için mücadele etmek… Bu ihtimallerden mücadele seçeneği daha ağır basmaktadır. Geçtiğimiz yıl havalimanı işçilerinin mücadelesi başta olmak üzere gerçekleşen pek çok işçi direnişi, 31 Mart’ın da getireceği özgüvenle sınıf mücadelesi seçeneğinin daha güçlü bir ihtimal olduğuna işaret etmektedir.

Kısacası, iktidar için sonun başlangıcının maddi temelleri döşenmiştir. Sınıf mücadelesi için oldukça elverişli koşullar oluşmuştur. Elbette baskı var olacak, mücadelenin ve toplumsal muhalefetin önüne her türlü set çekilecek. Ancak bu geleceğimiz için göze alınması gereken bir bedel… 

Son söz ise sosyalist sol için… Mücadele eden, etmeye niyeti olan, çalışan, emek harcayan için elverişli bir örgütlenme dönemi açılmıştır. Hiç bir şey değişmez, bu toplumdan bir şey olmaz diyenlerin bu bahanelerinin ne kadar boş olduğu 31 Mart akşamı görüldü. Daha büyük mücadelelerin yaşanacağı günler için mücadele edenler, durgunluk döneminin karanlığına gömülmeyenler için fırsat kapıları er ya da geç açılacaktır.

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı