/ ISL / ISL Kongre Belgeleri 11: Doğu Avrupa (Eski Sovyetler Birliği) Ülkeleri Hakkında Bildirge

ISL Kongre Belgeleri 11: Doğu Avrupa (Eski Sovyetler Birliği) Ülkeleri Hakkında Bildirge

on 5 Ocak 2022 - 10:12 Kategori: ISL, ISL Dünya Kongresi Belgeleri
Facebooktwitterlinkedin

Doğu Avrupa, Stalinizmin çöküşünden bu yana sürekli değişim içinde olan ve 21 ülkeyi kapsayan bir bölgedir. Farklı ülkelerde mücadele süreçlerinin ve siyasi süreçlerin yaşandığı, sınıflar arasındaki dengelerin ilerlediği ve gerilediği bir bölgedir. Bu gerçeği de gözeterek, bu metin ve beraberinde alınan kararlar üç ülkeye odaklanmaktadır: Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna.

Doğu Avrupa ülkelerinde, eski SSCB’nin çöküşünden bu yana, Stalinist bürokrasi tarafından başlatılan; hükümetler ve rejimlerin ardılları tarafından istisnasız olarak devam ettirilen kapitalist restorasyon süreci ilerlemiştir. Her kapitalist krizle birlikte büyük çoğunluk için toplumsal yaşam zorlaşmakta, demokratik alan giderek daralmaktadır. Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna arasında kimi siyasi ve sosyo-ekonomik farklılıklar vardır ancak içinde bulunulan an, genel benzerlikler içermektedir. Bu ülkelerdeki burjuva liderliklerin bariz başarısızlıklarına, Covid-19 karşısında aciz kalmalarına, işçilerin ve insanların yaşam koşullarını iyileştirme konusundaki yetersizliklerine rağmen üç ülkenin de burjuva rejimleri kapitalist restorasyon konusunda ilerleme kaydetmiştir. Hepsi de göreli istikrar sağlayıp sosyal ve siyasi muhalefetleri yendi. Farklı dinamiklerle de olsa, ihanetçi siyasi ve sendikal liderlikler nedeniyle kısmi ve örgütsüz de olsa bu ülkelerde mücadeleler mevcuttur. Rusya ve Beyaz Rusya’da Putin ve Lukaşenko’nun yerini aldığı liberal burjuva muhalefeti başarısız oldu; eşgüdüm sağlayamadı. Neticede baskılandı ve liderleri hapsedildi. 

Rusya Federasyonu’nda Putin rejimi, muhalefet lideri Alexei Navalny’nin (Ocak-Şubat 2021) tutuklanması ve hapsedilmesiyle bağlantılı kitlesel protesto hareketinden gücünü, dokunulmazlığını ve toplumsal desteğini koruyarak çıktı. Belarus’ta Alexander Lukaşenko rejimi, 9 Ağustos 2020 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hileli sonuçlarına karşı kitlesel gösterilerin kitle hareketini bastırdı. Ukrayna’da, Başkan Volodymyr Zelenskiy’nin 2021 kışı ve ilkbaharında geniş çapta örgütlenen ve burjuva iktidarı için ciddi bir tehlike oluşturan geniş tabanlı toplumsal hareket olan “Tarife Soykırımını Durdurun” hareketinin de benzer şekilde yenildiği söylenmelidir.  

İktidarların; işçilerin ve halkların eylemleri ve talepleri karşısında ilan ettikleri bu “zaferlerini”, muhalefet güçlerine ve işçi örgütlerine, ifade özgürlüğüne ve diğer temel demokratik ve sosyal haklara yönelik saldırılardaki artış takip ediyor. Ancak mücadele süreçlerinin tasfiye edildiğini düşünmek yanlış olur: Her şeyden önce emekçilerin sosyal ve demokratik ihtiyaçları karşılanmadığı için. Üstelik bu toplumsal talepler kapitalist ekonominin dünya krizi ve pandeminin sonuçlarıyla beraber daha da derinleşti. İkinci  olarak da, dünyanın durumu, sağlık krizinin ortasında bile, milyonlarca insanı etkileyen büyük isyanlar ve halk ayaklanmaları tarafından belirlendi. Bu perspektifle, güçsüzleşmiş veya yenilgiye uğramış kitle hareketlerinin yeniden ortaya çıkması ve yayılması olasılığı yüksektir. Dünyanın mevcut durumu bunun gibi süreçleri yeniden canlandıracak ve yeni ayaklanmaları doğuracaktır.

Bu metin, Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna rejimlerinin uyguladıkları politikalar, kitle hareketiyle ilişkileri ve emperyalizmin farklı ifadeleri bakımından benzerlik ve farklılıklarının kısmi yönlerini ele almaktadır. Bununla birlikte, Doğu Avrupa rejimlerinin oluşumları ve mevcut durumları açısından daha kesin bir analize ulaşmak için görüş alışverişinde bulunmaya, perspektifi kesinleştirmeye ve çalışmaya devam etmek gerekmektedir. 

Rusya’da Putin, yakın çevresini yönetici sınıfın en üst kesimlerine taşıyarak  devlet işlerinde ayrıcalıklar tanıdı. Onun politikası, kapitalist sınıfın kendisini oluşturmada devletin aktif müdahalesiyle ilişkilendirildi. Yeltsin döneminin bazı büyük oligarkları bastırıldı (Berezovsky, Khodarkovsky, Gusinsky). Putin’e zaten yakın olan veya ona bağlılık yemini eden diğerleri oligarşik tabakada yer aldı (Sechen, Rotenberg, Deripaska, Usmanov). Gücün zirvesindeki bu koşullu istikrar durumu uzun süre desteklenebilirdi, ancak 2014 yılında Kırım’ın ilhakının neden olduğu uluslararası ekonomik yaptırımlar, Rus sermayesinin çıkarlarını doğrudan etkiledi ve Putin’in kapitalizm modeline önemli zararlar verdi.

Putin, Rus ekonomisinin, cumhurbaşkanına en yakın daire olan oligarşik seçkinler tarafından kontrol edilen uluslararası hidrokarbon ticaretine (gaz, petrol, işleme ürünleri) bağımlılığını azaltmayı başaramadı. Rus sermayesinin önemli kesimleri, ülkenin uluslararası yaptırımlar nedeniyle dış pazarlardan ekonomik olarak izole oluşundan memnun değil. Putin’in “Bonapartizminden”, kapitalist sınıfın daha geniş bir kesiminin ekonomik ve politik çıkarlarını hesaba katan yeni bir devlet iktidarı biçimine bir tür yumuşak geçiş yapmakla ilgileniyorlar.

Alexei Navalny’yi destekleyen kitle hareketiyle çatışmanın zirvesinde, Putin yanlısı iktidarın burjuva partisi “Birleşik Rusya”nın önemli kesimleri, sokak protestolarının artmasından korkarak protestocularla diyaloğa girmeye çalıştı. Navalny’nin bir Alman hastanesindeki “mucize tedavisinin” yönetici sınıftaki bu çelişkilerin sonucu olması oldukça olasıdır. Belarus egemenleri kendi çelişkilerini bu şekilde ifade ediyor. Kremlin yönetimindeki çeşitli etki gruplarının arasındaki gerilim ve rekabete arkalarını dayıyorlar. Rus siyasi çevrelerinde “Kremlin’in farklı kulellerir” şeklindeki ironik tabir şimdilerde her zamankinden daha popüler.

Rusya’da, Belarus protestolarında da bulunan bir “kuşak sendromundan” söz edilebilir. Putin, 31 Aralık 1999’da Yeltsin kararıyla cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirmeye başladı. Baskı koşulları altında büyüyen bütün bir Rus kuşağı değişim bekliyor. 2021 kışındaki sokak protestolarda Navalny’ye verilen destek, Putin’e duyulan nefretin oldukça gerisinde kalıyordu. 

Rusya’nın ana sol parlamenter gücü, Gennady Zyuganov liderliğindeki Stalin sonrası Rusya Federasyonu Komünist Partisi (RFKP), onlarca yıldır kapitalist iktidar sisteminin bir parçasıdır. RFKP, ülke içindeki kitlesel hoşnutsuzluğu “buharlaştırmak” ve Putin’i saldırgan emperyalist dış politikasında aktif olarak desteklemek için çalışmaktadır. 2021 kışında RFKP, kitleleri (Navalny için eylem çağrısı yapılırken) “liberal protestolara” katılmaktan kaçınmaya çağırarak rejimi fiilen destekledi. 

Rus işçi sınıfının, burjuva politikacı Navalny konusunda özel bir yanılsaması yoktu. Bununla birlikte, RFKP ve onun küçük Stalinist uydularının işçilere demokratik protestoları terk etme çağrısı, Putin rejimine verilen ve kötü bir şekilde gizlenmiş bir destekti. Bu çağrı, çeşitli genç bölgesel liderlerin eski Zyuganov liderliğine saldırdığı Komünist Parti içinde bazı hareketlere ve ayrışmalara bile neden oldu. 17-19 Eylül 2021’deki son parlamento seçimlerinde Komünist Parti’nin aldığı yaklaşık %19 oy, işçi sınıfının Putin rejimi karşısında liberal bir alternatif değil sol alternatif aradığını gösterdi. Öte yandan, RFKP ‘nin eski muhafazakar bürokratik kanadı ile genç nesil parti yetkilileri arasındaki iç çelişkiler önemli ölçüde yoğunlaştı.

2021 kışındaki olaylardan önce, Putin rejiminin her zamankinden daha istikrarlı olduğu; liberal sağ ve sol muhalefetin marjinalleşmeye itildiği veya Kremlin’e dahil edildiği görülüyordu. Ancak son olaylar, Putin rejiminin artık göründüğü kadar istikrarlı olmadığını gösterdi. Geniş halk kitleleri ve hepsinden önemlisi işçi sınıfı da böyle bir “istikrar”a artık katlanmak istemiyor.

Belarus’ta, Lukaşenko’nun düpedüz polis şiddetine ve güçlü bir bürokratik devlet aygıtına dayanan devlet kapitalisti rejimi, uzun zaman sonra rahat bir soluk aldı. Rejim, muhalif işçilere ve aktivistlere yönelik kitlesel siyasi baskıların yanı sıra Rusya Federasyonu’nun açık ve kesin desteğiyle sokak protestoları dalgasını bastırmayı başardı. Aynı zamanda liderlere, halktan aktivistlere ve Belarus Bağımsız Sendikası’ndaki gibi kontrol etmediği işçilere de saldırdı.

2020 halk ayaklanmasının derslerini ve deneyimlerini dikkate alarak sonuçlar çıkarmak ve mücadelenin yeni bir aşamasına hazırlanmak gerekiyor. Lukaşenko’nun otoriter rejiminin devrilmesi, kitle hareketinin gücünü özgürleştirmenin; bağımsız bir siyasi hatta birleşik mücadele oluşturmanın vazgeçilmez ön şartıdır. Kitlesel hareketler esnasında yalpalamalarını ve zayıflıklarını gösteren Belarus liberal muhalefetinin sınırlarını aşacak sınıf örgütleri inşa etmek gerekmektedir.

Muhalefet hareketinin liberal sağ kanadı olan, Belarus’un endüstriyel potansiyelinin yok edilmesini savunan  neoliberal hatta kesinlikle karşı konulmalıdır. Bu program yeni doğmakta olan Belarus işçi hareketi için zararlıdır. Ülkenin endüstriyel potansiyelini korumak, işçi sınıfının kendisini korumak demektir. Bu nedenle, muhalefetin sağ kanadının en büyük sanayi şirketlerinin özelleştirilmesine yönelik  her girişimi, kapitalist restorasyonu derinleştirmenin bir adımı olarak eleştirilmeli ve kararlı bir şekilde karşı çıkılmalıdır.

“Belarus için Avrupa yolu” gibi sloganlar konusunda da çok dikkatli olmak gerekmektedir. Batı Avrupa, sosyal standartları ve gelişmiş bir sendika sistemi nedeniyle Belaruslu işçiler için çekicidir, ancak liberal sağ, büyük çoğunluğun yaşam koşullarını iyileştirmek için değil; kendi gerici çıkarları için “Avrupa yanlısı” sloganlarını kullanmaktadırlar.

Belarus’ta gerçek bir işçi partisinin oluşumu, işçi hareketinin devlet bürokrasisi, Lukaşenko rejimine karşı çıkan burjuva muhalefet ya da herhangi bir başka dış etkiden gerçek anlamda bağımsızlığının tek garantisi olacaktır. Bir işçi sınıfı partisi yaratma sloganı Hem Lukaşenko rejimine hem de olası neoliberal saldırılara kararlı bir şekilde karşı çıkmak için Beyaz Rusya’daki mevcut duruma uygun düşen tek slogandır.

1917 Ekim Devrimi arifesinde Lenin’in ünlü sözünü hatırlıyoruz: “Bugün çok erken, yarın çok geç.” Benzer bir durum şu anda Belarus’ta mevcut emek gündeminin oluşumu bağlamında gelişmektedir. Bir yandan, Lukaşenko rejimi devrilene kadar, işçilerin Lukaşenko karşıtı protestoyu zayıflatmamak için muhalefetle harekete geçerek eylemde bir birliği sürdürmeleri gerekmektedir. Aynı zamanda da muhalefetin içinde bir işçi sınıfı kanadı yaratmak, protestocu işçiler arasında bir işçi sınıfı programı ve grev komiteleri ve rejimden bağımsız sendikalar temelinde kendi İşçi Partilerini yaratma fikrini şimdiden kamusal olarak ajitasyon ve propaganda  ile ilan etmelidir. Bu noktayı gözden kaçırırsak, işçi sınıfı, Lukaşenko rejiminin devrilmesi durumunda, yakın zamana kadar iktidarla dolaylı müttefik olan sağcı liberal güçlere, otoriter bir rejimin devrilmesi sonrasında direnme aracına sahip olmayacaktır. 

Ukrayna’da, Zelensky rejimi, 2021 baharındaki  protesto hareketini baskılayarak yeni bir soluk aldı. 2021 kış-ilkbahar protesto hareketinden aktivistler “Rusya’nın ajanları” ilan edildi ve haklarında geniş çaplı bir cezai işlem başlatıldı. Bununla birlikte, burjuva yetkililerin 2021 sonbaharında Ukrayna’daki sosyo-ekonomik durumu bir şekilde istikrara kavuşturma girişimleri, dünya gaz fiyatlarının maliyetinde keskin bir artışla karşı karşıya kaldı. Ukrayna’da emeklilerin gaz için ödediği aylık faturalar, emekli maaşlarını aşıyor. Zelensky, bu sezon ısınma fiyatının artmayacağına dair halka söz verdi, ancak bunun da boş bir laftan ibaret olduğu hemen ortaya çıktı.  

Rus emperyalizmi, kendisine yarı bağımlı iki “cumhuriyet” yaratmak için müdahale ettiği Ukrayna’da etkisini artırmaya çalışıyor. Doğu Ukrayna, Donbass’ta savaş devam ediyor. Rus emperyalizminin saldırganlığı, Batı emperyalizminin Ukrayna üzerindeki ekonomik baskısı ile tamamlanıyor. Her iki burjuva rejim de  (Rusya ve Ukrayna) savaşı siyasi çıkarları için kullanıyor ve savaşın yükünü ise Donbass’ın halkının sırtına yüklüyor. Ancak  bu savaş gündemi karşısında öne sürülen pasifist yaklaşımlar emekçilere hiçbir şey sunmuyor. Rus yanlısı güçler, mevcut statükoyu tanımak ve Ukrayna topraklarının bir kısmının Rus emperyalizmi tarafından ilhakının sonuçlarını ilerletmek için soyut “barış” çağrılarını aktif olarak kullanıyor. Bu nedenle, soyut bir “barış” yerine, Ukrayna topraklarının Rusya’nın emperyalist silahlı kuvvetleri ve onların militarist “temsilcileri” tarafından işgaline derhal son verilmesi çağrısında bulunuyoruz. Donbass halkının gerçek anlamda kendi kaderini tayin hakkı, Rus askeri işgali koşullarında gerçekleştirilemez.

Ukrayna parlamentosunda tek bir sol parti bile bulunmuyor. Burjuva parlamenter partiler arasındaki çelişkilere rağmen, hükümeti tüm zorluk ve başarısızlıklarını yoksul halkın sırtına yüklediği güçlü bir “oligarşik konsensüs” hüküm sürmektedir. Ülke ekonomisi, Ukrayna’nın en büyük kapitalistlerinden oluşan bir grup arasında paylaşılmaktadır: “oligarklar”. “Koşullu Batı”nın ve onun Ukrayna’daki güçlü nüfuz araçlarının yardımıyla, yerel oligarkların Başkan Zelenskiy üzerindeki siyasi ve ekonomik etkisini zayıflatmaya çalışan yeni aktörler bu ekonomiye dışarıdan girmeye çalışmaktadır.

Ukrayna’nın mevcut siyasi gündemine, “Batı yanlısı” muhalifler ve “oligarklar” destekçisi büyük Ukraynalı finans ve sanayi grupları arasındaki çekişme damgasını vurmaktadır Zelensky zaman zaman rakibinin kazanması ihtimaliyle korkutarak kendi yandaşlarını konsolide etmeye çalışmaktadır. Bu istikrarsız dengeleme eylemi başlı başına, aynı zamanda aşırı derecede yozlaşmış olan Ukrayna burjuva devlet aygıtının zayıflığını göstermektedi.

Nisan 2021’de Ukrayna’da Ukrayna Sosyalist Birliği kuruldu. Yoldaşlarımızın ana görevlerinden biri, Ukrayna’da bağımsız sendikalar içindeki militan işçileri sosyalist bir program mücadelesi etrafında birleştirmektir. Ukrayna’daki işçi hareketi şu anda son derece zor bir durumdadır. Ukrayna parlamentosunda en “pembe” sol partilerin bile olmaması durumu karmaşıklaştırmaktadır. Sağcı muhafazakar ve sağcı liberal parlamento, Ukrayna’daki işçilerin sendikaları aracılığıyla hakları için mücadele etme fırsatını tamamen kaybedecekleri bir dizi işçi ve sendika karşıtı yasayı gündeme getirmeye hazırlanmaktadır. İktidardaki “Halkın Hizmetkarı” cumhurbaşkanlığı partisinin planlarına göre sendikal haklar en aza indirilmeli ve işverenler, sendikalardan herhangi bir yardım almadan eylemci işçileri toplu olarak işten çıkarma hakkına sahip olabilmelidir.  

Birleşik Ukrayna sendikalarının 7 Ekim 2021’deki geniş çaplı eylemi, burjuva yetkililere işçi karşıtı yasaların kabulüne karşı toplumsal direnişin gücünü açıkça gösterdi. Giderek daha fazla işçi toplumsal mücadeleye dahil oluyor. Bu mücadele, politik ifadesini henüz militan bir işçi partisi biçiminde bulabilmiş değil. Ukrayna Genç Sosyalist Birliği, böyle bir partinin kurulması çağrısında bulunuyor. 

Ukrayna’daki emperyalistlerin siyaseti hakkında yanılsamalar konusunda dikkatli olmak çok önemli. “Ehveni şer” olanı seçme fikrini tereddütsüz reddediyoruz. Az sayıda solcu “Rus” ya da “Batı” emperyalizmine “ehveni şer” olarak bakıyor.  Zaman içinde Ukrayna’daki sol nüvelerin ve öncü unsurlarının yeniden örgütlenmesinin gerçekleşmesi durumunda hem Rus emperyalist saldırganlığına hem de Batı emperyalizmi tarafından ekonomik olarak boğulmasına karşı savaşacağımızı ilan ediyoruz. Ukrayna Sosyalist Birliği, Ukrayna için solcu bir anti-emperyalist programla ve neoliberal reformlara karşı en güçlü toplumsal mücadeleyle hareket etmektedir.

2021’de ISL-LIS’in Ukrayna seksiyonu olan “Ukrayna Sosyalist Birliği” (USL) kuruldu, güçlendirildi ve sendikal alanda ve sol siyasi ortamda nüfuz kazandı. Doğu Avrupa’nın bu bölgesinin derin ve kapsamlı bir analizi, işçi sınıfının sosyalist programını geliştirmek için giderek daha da önemli hale gelmektedir.

ISL 1. Kongresi şu kararları almıştır:

  1. İşçilerin ve Doğu Avrupa Bağımsız Sendikalarının demokratik ve sosyal hak talepleri ve  mücadeleler desteklenecektir. İşçi sınıfı liderleri ve aktivistlerinin, gençlerin ve işçilerin farklı görüşlere sahip oldukları ve siyasi fikirlerini savundukları için baskı görmesine ve hapsedilmesine karşı dayanışma içinde olunacaktır. Kapitalist restorasyona ve onun kemer sıkma önlemlerine karşı durulacaktır. Zelensky ve “Halkın Hizmetkarları” partisinin işçi karşıtı reformlarıyla karşı karşıya kalan Ukraynalı işçileri desteklemek için kampanya yürütülecektir.
  2. Doğu Avrupa ülkelerinden aktivistler, gruplar ve / veya partiler, ilericiler veya devrimciler ile ISL’yi büyütmek adına temas kurulacaktır. Bu unsurlar, burjuva ve bürokratik partilerden bağımsız olmalılar ya da mevcut sol liderliklerden ayrışmış olmalıdırlar. Amaç, ortak eylemlerde ilerlemek ve uluslararası örgütümüzün genişletilmesidir.

  3. Ukrayna Sosyalist Birliği’nin büyümesini desteklenecek; Belarus’ta ülkedeki mevcut baskıcı durumun izin verdiği koşullar altında, sosyalist, devrimci ve enternasyonalist bir çekirdeğin temeline dayanan bir İşçi Partisi’nin kurulması teşvik edilecektir. Rusya ve diğer Doğu Avrupa ülkelerindeki ilerici ve devrimci gruplarla, Uluslararası Sosyalist Birliğin üyeleri olarak net bir çizgiye dayalı bir şekilde ilişkileri sürdürmek ve genişletmek amacımız olacaktır.

  4. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarının ve topraklarının işgalini reddediyoruz. Her türlü emperyalist müdahaleyi ve bazı emperyalistleri diğerlerinden üstün tutan tarafçılık politikasını reddediyoruz. Kahrolsun Rusya ve Belarus otoriter hükümetleri ve rejimleri!

  5. Ukrayna’da 2022 yılı boyunca militan ve destekçileriyle diğer Doğu ülkelerinden katılımcılara açık olan, siyasi eğitim okulu veya uygun olabilecek başka bir formatta propaganda faaliyeti gerçekleştirilecektir.

  6. Yapılanları değerlendirmek, politika tartışmak, işçi sınıfının ve halk öncülerinin diğer kesimleriyle ilişkiler içinde aktif girişimleri sürdürmek için Doğu Avrupa’dan yoldaşlarla ISL’nin yıllık toplantıları yapılacaktır.

  7. Sürekli olarak anti-emperyalist ve anti-kapitalist bir propaganda kampanyası yürütecek, devrimci ve enternasyonalist sosyalizmi sabırla anlatacağız. Büyük çoğunluğun demokratik ve sosyal yaşam koşullarını niteliksel olarak değiştirmenin tek yolunun yalnızca işçilerin ve halkın hükümetinin ve işçi demokrasisi rejiminin olduğunu sürekli olarak propaganda edeceğiz. Bizim sosyalizm anlayışımızın iktidardaki yozlaşmış ve ayrıcalıklı kapitalistler veya bürokratları reddettiğini; hem liberallerden hem de herhangi bir Stalinist veya bürokratik unsurlardan kati olarak ayrıştığımızı anlatacağız. Kısacası ne sömürenlerin ne sömürülenlerin, ne ezenlerin ne ezilenlerin olduğu, tam demokratik özgürlüklere sahip, işçi sınıfının her şeyi tartışıp kendi kaderini tayin edebildiği bir sistemin mücadelesini verdiğimizi ilan ederiz. 
Facebooktwitterlinkedin
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı